Önceliğini kaybeden dindar dindarlığını da kaybeder.!
Önceliklerimizin değişmesi gerekiyor. Sadece siyasetçinin, tüccarın/esnafın Diyanetin de öncelikleri değişmesi gerekir. Abidlerin, zahitlerin tekkelerin dergahların de öncelikleri değişmesi gerekir ama olmadı; değişmedi maalesef.!

Gazze’ye yapılan saldırı bütün insanlığa yapılmış bir saldırıdır.!
Bütün bir İslam alemi artık topyekün önceliklerini değiştirmeli ve gerekiyorsa İsrail’in üzerine yürümeli.! Çıkacaksa bu yüzden üçüncü dünya savaşı çıksın.!
Kopacaksa kıyamet bu yüzden kopsun artık.!
Müslümanlar olarak tüm dünyaya rezil olduk; yeter artık..!
İslam medeniyetinde öncelikler fıkhı vardır. Önceliğini kaybeden dindar dindarlığını da kaybeder.! Değerler hiyerarşisini kaybeden birisi değersiz kalır!. Huşu içerisinde namaza duran bir mümin eğer bir bebeğin bir çocuğun bir ateşe uçuruma doğru yürüdüğünü görürse namaz bozmak zorundadır, o çocuğu kurtarmak zorundadır.!
Ama ne hazindir ki iki yıldır dünyanın en vahşi katliamına sahne olan Gazze'de çocuklar, kadınlar, yaşlılar ateşler içinde yanarken bizim hiç önceliklerimiz değişmedi. Çocuklar açlığa mahkum edilerek bir katliama maruz kalırken dahi öncelikler değişmedi. Önceliklerin değişmesi gerekiyordu.
Ne buyuruyor Cenab-ı Hak Hud Suresinin 113. ayetinde:
“Bir de zalimlere (sevgi beslemek, yağcılık yapmak veya yaptıkları işlere rızâ göstermek suretiyle) meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (Cehennemlik olursunuz).!”
Geçenlerde elime bir kitap geçti.! Kalbim sıkıştı okurken...
"Betar Türkiye: Bir Siyonist Gençlik Hareketinin Hikâyesi (1933–1971)" benim için bir tarih kitabı değil; bir rejimin alnına kazınmış Siyonist dövmenin belgesidir.!
Yazar bir Türk Yahudi'si. İsrail adlı organize terör çetesiyle yaşıt bir tarihçi. Kitabı yazmamış; adeta üretmiş, tasarlamış ve sistemin içine sızdırmış..! Kitapta anlatılan, halkın gözü önünde büyütülen bir ihanetin ıslak imzalı tutanağı gibi.!
Kendi halkının çocuklarına Kur'an'ı yasaklayanların, başka bir halkın çocuklarına askerî eğitim verdiği bir rejimin sessiz anlaşmasıydı bu.
1933'te Türkiye'de kurulan "Betar" adlı Siyonist gençlik örgütü, Filistin'de savaşacak Yahudi gençleri eğitmek üzere faaliyete geçiriliyor. İbranice eğitim, askerî nizam ve Jabotinsky okumaları yapılıyor... İzmir Çeşme başta olmak üzere Anadolu'nun çeşitli kasabalarında...
Aynı dönemde, Kur'an okuyan Müslüman çocuklar zindana atılıyor; Yahudi gençler Tel Aviv için yemin ettiriliyor. Bu bir sapma değil; bir sistem.!
Betar kamplarında yetişen gençler, 1948 sonrası Haganah ve MOSSAD gibi yapılarda görev alıyor.!
Betar üyelerine Filistin'e gitmeleri için özel izinler verildi o dönem. Yani Cumhuriyet öncesi ve sonrası içimize yerleştirilen, senin benim ismimle isimlendirilen bu ülke vatandaşları, pasaportlarıyla başka bir halkı katletmeye gönderildi.
Bu satırlar, Gazze'de ağlayan her yetimin gözyaşına damlatılmış bir tuzdur.!
Ezanın yasaklandığı, Kur'an Kurslarının fişlendiği, imam hatiplerin kapatıldığı, başörtüsünün suç sayıldığı bir ülkede; Siyonist militanlara devlet eliyle kolaylık sağlanmış.!
Hani, "İsmet Paşa'nın elleriyle kurtaracağız" dediği o eller, Kur'an'ı susturup Betar'a İbranice marş ezberleten ellerdir.!
Şimdi “Türkiye Hamas’a yardım ediyor.!” türküsünü besteleyenleri anladınız mı?!
Kur'an halkalarını dağıtan sistem, Betar kamplarına "gözlemci" sıfatıyla meşruiyet verdi.!
Bugün kaç Betar kaldı bilinmez. Ama sosyal medyada "İsrail ordusuna katılan çifte vatandaşların vatandaşlıktan çıkarılmasını" talep eden sesler yükseliyor...
Toplum uyanıyor...
Ama asıl tehlike fizikî değil, zihinsel çifte vatandaşlıktır.
Kimisi akademide, kimisi medyada, kimisi siyasette Türkçe konuşuyor ama İbranice düşünüyor. Bu zihin, Moiz Kohen (Munis Tekinalp) gibi teorisyenlerin ürünüdür.
Moiz Kohen yalnızca bir Siyonist değil; bu rejimin fikrî kaşifesidir.
"Türkleşmek, Muasırlaşmak, İslam'dan arınmak" mottosuyla bu milletin ruhuna seküler klor basmışlar.!
Bugün içimizde kaç çifte Kohen var? Kaç Tekinalp, kaç Bali, kaç Betar zihniyetli isim bu ülkenin kimlik kartıyla Tel Aviv'in ideolojik subaylığını yapıyor?!
Rıfat Bali'nin kitabı, her ne kadar "soğukkanlı bir tarih metni" gibi görünse de işbirlikçiliğin ve kültürel ajanlığın izini süren ideolojik bir teşhir metnidir.
Ve bu kitap, 17 Mayıs 2023 tarihinde Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi'nde, Dr. Gökhan Çınkara tarafından akademik olarak incelenmiş ve şu tespit öne çıkarılmış:
"Siyonizm, Türkiye'ye dışarıdan ithal edilen değil; içeride büyütülen bir bilinç mühendisliğidir."
Betar kampında yetişmiş bir Siyonist gencin Kore Savaşı'na Türk birliğinde katılması, ardından Vatan ve Milliyet'te yazarlık yapması ve 1971'de terör çetesi merkezi olan İsrail'e yerleşmesi...
Hepsi belgeli. Hepsi küpürlü. Hepsi fotoğraflı.
Anlıyoruz ki Gazze'ye düşen her bombada, bu topraklarda meşrulaştırılmış bir harfin, bir daktilo vuruşunun, bir "gözlemci" elinin izi vardır.!
Mustafa Sabri Beşer de böyle düşünüyor.!
Betar hem Bar Kokhba isyanında düşen son Yahudi kalesinin adıdır hem de örgütün İbranice isminin değiştirilmiş kısaltması olan **"Brit Yosef Trumpeldor"**a atıfta bulunmaktadır; bu isim Joseph Trumpeldor'dan gelmektedir.
Hayırlı cumalar diliyorum...
Şaban Öztürk










