Hakan Fidan çok yakın zaman önce “Asıl büyük savaşa doğru gidiyoruz” demişti. Bunu neden söyledi? Eğer İran’dan Türkiye’ye atılan füzelerden birisi Türkiye’de bir faciaya sebep olursa, Türkiye’nin önünde iki seçenek belirecek; Ya Nato’nun 5. maddesi gereği Türk Ordusu İran’a girecek, ya da Türkiye İran ile savaşmamak için NATO üyeliğinden çıkmak zorunda kalacak.
Birinci ihtimal; Türkiye İran’a harekat düzenlerse, “ABD ve İsrail’e karşı onur mücadelesi veren(!) İran’a savaş açtığı için, İslâm ülkelerini antipatisini kazanacak, hâmilik vasfını kaybedecek. Türkiye, İran tarafından “Siyonizm Maşası” ilan edilecek.! Böylelikle İran yeniden kaybettiği itibarını geri kazanacak. Türkiyenin yıllardır büyük çabalarla oluşturmaya çalıştığı İslâm Birliği’nin ise sonu olacak.
İkinci İhtimal; Türkiye İran’a kara harekatı yapmayı reddedip, NATO üyeliğini sonlandıracak. Bu durumda ABD ve İsrail (ve destekçi ülkeleri) tarafından saldırılabilir hale gelecek.! Türkiye büyük bir tuzağın içine doğru çekiliyor, anlayacağınız.
İran bu tezgahın içinde mi yani ABD&İsrail ile bu konuda gizli ittifak mı kurdu yoksa kullanılıyor mu, bunun net bir cevabı yok şu anda. Lâkin geçmişe baktığımızda, ABD ile ittifak kurup Irak’ı ve Afganistan’ı tarumar eden, Rusya ile ittifak kurup Suriye’yi perişan eden bir İran görüyoruz.
Türkiye’nin ise bu iki ihtimale karşı, üçüncü bir seçeneği yani planı mutlaka vardır. Onu da, sağ kalırsak hep beraber göreceğiz inşallah..
Bundan yalnızca iki yıl önce, savunma sanayiine aktarılacak sembolik bir katkı payı üzerinden yürüyen bir kampanya vardı.
Savunma sanayi katkı payını vermemek için yemin edenlerin telaşını; önlerinde ünlüler ve medya mühendisleri, kredi kartı limitini 100 bin TL’den 99 bine indirmek için bankalara koşanların heyecanını hatırlarsınız.
Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki:
1- İslâm devletleri birleşemez,
2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez,
3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları,
4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı,
5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği,
6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı,
7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı,
8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu,
9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği,
10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği,
11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu,
12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.
Hayırlı günler diliyorum.
20 NİSAN 2026 PAZARTESİ










