Tokat’ın Başçiftlik ilçesinin Üçoluk Mesire Alanı’na gitmiştik. Burada bir müddet kaldıktan sonra yola çıktık. Niyetimiz Somun Dede’yi ziyaret etmekti. Dayımlar (Mustafa Şen) burayı daha önce ziyaret etmişlerdi. Türbesi, Başçiftlik sınırları içerisinde yer alıyordu. O niyetle burayı ziyaret etmek istedik.
Somun Dede’nin türbesinin olduğu tepeye vardık. Buraya bir obanın içinden geçerek çıktık. Çok yüksek bir tepeydi. Tepenin adı da “Somun Dede Tepesi”ydi. Bu tepe 1780 rakımmış.
Tepeye çıkarken muhteşem bir manzara uzanıyordu yanımızda. Yemyeşil ve çıplak tepelerin üzerine bulutlar hafifçe dokunuyor ve geçip gidiyorlardı. Tepeye varınca içimi bir heybet kapladı.
Önce Somun Dede’yi ziyaret ettim. Huzurunda niyazda durdum. O bir gazi ve şehitti. Buradaki bilgilere göre Danişmendli komutanı ve Perşembe Yaylası’nda Kümbet mevkiinde türbesi olan Emir İsmail’in çok sevdiği bir zâtmış. Perşembe Yaylası’nda Danişmendliler ile Rumlar arasındaki savaşta yaralanmış. O yaralı hâliyle kendi yel değirmeninin olduğu bu tepeye kadar gelmiş. Burada kendisini takip eden Rumlar tarafından şehit edilmiş.
Onun burada düşman tarafından şehit edildiğini fark eden halk, bu durum karşısında çok üzülmüş. Onu, yel değirmeninin olduğu bu tepeye defnetmiş. Onun bir evliya olarak kabul eden halk, yüzyıllar boyunca bu tepeyi ve Somun Dede’nin mezarını ziyaret etmiş.
Somun Dede’nin adı bilinmiyor. Kendisi bu tepede kurduğu yel değirmeninde öğüttüğü buğday, arpa ve yulaf unundan yaptığı lezzetli ekmekleri, yel değirmenine gelen kimselere ikram edermiş. Bu lezzetli ekmeklerin tadına bakanlar ondan bu işin sırrını sorarmış. O da besmele, salavat-ı şerife ve muhabbetle yaptığı bu ekmeklerin neden bu denli lezzetli olduğundan bahsedermiş.
Somun Dede’nin mezarının hemen yanında yer alan levhada onun irşat faaliyetinde olan bir zât olduğu üzerinde duruluyor. Buradaki ifadelere göre Somun Dede, insanları hâl ile irşat eden bir gönül ehliymiş.
Burada onunla ilgili birkaç rivayet de nakledilmiş: Bir gün civar köylerden birisi, üç yaşındaki torununu alıp yel değirmenine gelmiş. Burada esen rüzgârla beraber yel değirmeninin çarkından çıkan ses üzerine çocuk, “Dede, vuuu, vuuu!” demiş. Somun Dede, çocuğun başını okşayarak “Vuuu, vuuu değil evladım, Hû, hû!” demiş.şu basit, sade ama hikmet dolu rivayet de onun gönül ehli bir zât olduğunu bize anlatmaya yetiyor.
Danişmendli Devleti’nin Perşembe Yaylası, Kümbet mevkiinde yaptığı savaşın Ordu’nun ve Tokat’ın ilçelerinde çok derin tesirleri var. Bu savaşın etkileri üzerinde araştırmacılar tarafından yeni yeni durulmaya başlandı. Bizzat Danişment Melik Ahmed Gazi, bu savaşta büyük kahramanlıklar göstermiş. Fakat aldığı yaralar yüzünden Niksar’da şehit düşmüş. Türbesi buradadır. Onun komutanlarından Emir İsmail’in türbesi ise, Perşembe Yaylası’nda. Burada bugün bir meçhul asker şehitliği var. Bu mezarlık, bu mevkide şehit olan beş bin civarında Türk askerinin hatırasını yüceltmek için yapılmış. Bu şehitliğin ortaya çıkmasında Prof. Dr. Necati Demir Hocamızın büyük hizmetleri oldu.
Biz Somun Dede’yi ziyaretten çok etkilendik ve burada biraz kaldık. Rüzgâr vardı. Bununla beraber etrafı doya doya seyrettik. Muhteşem manzarayı, obaları, yaylayı düşündüm bu seyir esnasında. Bir de burada yaşana tarihi… Somun Dede’nin yel değirmeninin temelli olduğunu düşündüğüm yapı temelini de biraz inceledim. Sonra burada yolumuza devam ettik.
Bugün Somun Dede’yi ziyaret nasip olmuştu. Niyetimiz Danişmendli Devleti’nin askerlerinin, komutanlarının başka yerlerde bulunan türbe ve mezarlarını da ziyaret etmekti. Nitekim dönüş yolculuğumuzda Aybastı’da bulunan Kutlu Doğmuş’un türbesini de ziyaret ettik. O da Danişmendli bir subaydı.










