Sosyolog Ali Şeriatî’nin sözleriyle başlamak istiyorum:
*"Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim. Ben esrar, eroin miyim ki sizi rahatlatayım?!
Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.
Bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa, bil ki bu bir hainin davetidir.
Kuran'ın ilk emri Oku'dur, 'işit' değil.!
Esas fakirlik… Her yerde olan fakirlik açlık ya da açıklık değildir. Fakirlik para ve altına sahip olamama da değildir.!
Fakirlik, sahafta satılmamış bir kitabın üzerindeki tozdur.!
Fakirlik, kağıt imha makinasında, gazete parçalayan bir bıçaktır.
Fakirlik, arabanın camından dışarıya atılmış muz kabuğudur.
Fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değildir, fakirlik ‘düşünmeden’ geçirilen bir gecedir.
‘Düşünme, itaat et’ diyenlere değil; ‘düşün, sor, sorgula’ diyenlere kulak ver.!
Şimdiki köleler taksitle yaşayıp borçlu ölüyor.
Sonradan ilahi adalet diye adaleti göklere çıkardılar ki, yeryüzünde ondan söz edilmesin.
Bir Müslüman görürüz; sesini çıkarmaz, olup biteni dinlemez, hiçbir şey umurunda değildir; ama kendi düzeni ve tezgahı en küçük bir darbeye uğrasa feryadı arşa yükselir.
Her gün yaşanmakta olan facialar onda, bir gazete haberi kadar bile merak uyandırmaz.
Tribünden gelen sesler süren savaşlardaki mazlumun sesini kısıyorsa futbol afyondur!
Dindar bir toplumu ancak din adına, din alimleri kandırabilirdi ve öyle de oldu.!
Okuyun, zira mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor!..”*
Şimdi bu sözlerden sonra son günlerde yaşanan Katar olayını konuşalım.!
2015 yılından beri Katar’da askeri üssümüz var. Bu üs onların talebi üzerine kuruldu. Askeri açıdan, Katar’ı koruma görevi yapıyor. Geçtiğimiz günlerde, tarihe geçecek bir olay gerçekleşti. Bu olay, dünya siyasetinin de özetidir aynı zamanda.
Katar’da, Amerikalılar ile görüşmeye giden Hamas temsilcilerinin bulunduğu bina, İsrail uçakları tarafından bombalandı. Netanyahu, Hamas üyelerini infaz ettiğini tüm dünyaya ilan etti. Ancak işin gerçek yüzü bir saat sonra ortaya çıktı. Hamas üyesi, “Yaşıyoruz, bizi Türkler kurtardı” diye beyanat verdi. Dünya çalkalandı. İsrail ve Amerika şaşkın..!
Türkiye, Katar’ı koruma adına üstün radar teknolojisi ile İsrail’den kalkan F35 uçaklarını takip etmiş. Katar’a yöneldiklerini fark edince durumu anlamış. Hamas üyelerine “Telefonlarınızı evde bırakın ve evi terk edin, 8 dakikanız var” diye uyarmış. Onlar da telefonları evde bırakıp kaçıp kurtulmuşlar. İsrail uçakları, içinde cep telefonu olan binayı yerle bir etmiş. Başardıklarını zannediyorlar. Ancak gerçek sonradan ortaya çıkıyor.
Bu olay, Real politikanın geldiği aşamayı özetliyor:
Anglo-Sakson milletine, silahına ve istihbaratına güvenmeyeceksin. Davet ettiklerini dahi tuzağa düşürmekten çekinmezler.
Amerikan teknolojisine güvenmeyeceksin. Katar, ABD’den trilyonlarca dolarlık savunma sanayi ürünü satın almıştı. Patriotları var. F35’leri var. F16’ları var. Radarları var. Hiçbiri iş görmedi.
ABD, üretip sattığı silahları kontrolünde tutuyor çünkü… Kendi silahını kendisi üretemeyen ve istihbaratını kuramayan ülkelerin, dünya siyasetinde yeri yok. El atına binen yarı yolda iniyor!
Dolayısıyla İHA ve SİHA’lar üretilmeye başladığında “dron, uçurtma!” diye dalga geçenlerin de kimlerin kulu kölesi olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Uluslararası toplum, Türkiye’nin ulaştığı istihbarat üstünlüğünü tartışıyor ama hala içimizdekiler “havlıyor”! Hem de Pakistan-Hindistan savaşında bu istihbaratın gösterdiği başarı ve kullanılan teknolojiler konuşulurken tüm dünyada.
Türkiye’nin “8 dakikanız kaldı” söylemi ile özetlenen siyaseti dünyada şok etkisi oluşturdu. Netanyahu ve Trump’ı dünyaya rezil etmeye yetti. “Türkler bu işi nasıl becerdiler?” sorusuna cevap aranıyor şimdi!
Türkiye, Amerika’nın anladığı dil ile konuşmayı öğrendi. Dünya siyaseti yeniden şekilleniyor.
Hayırlı günler diliyorum.
22 EYLÜL 2025 PAZARTESİ











