Türkiye’de bir futbol çılgınlığıdır almış başını gidiyor.! Galatasaray, Osimhen'e yan ödemelerle birlikte 100 milyon Euro yani 4 milyar TL vermiş.
Peki bu parayla neler yapılabileceğini düşündünüz mü?
24 tane devlet okulu.
7 tane hastane.
Büyük bir üniversite kampüsü.
30 bin kişilik modern bir stad.
Bir Süper Lig ekibi için dört dörtlük antrenman, kamp ve alt yapı tesisi.
Bir Anadolu kulübünün 10 yıllık bütçesi.
Ve... Başta Gazze'nin perişan çocukları olmak üzere dünya üzerindeki 40 milyon çocuğa karnını doyurma imkanı sağlanabilir.
Sözüm sadece Galatasaray'a değil, Euro'ları mirasyedi hovardalığıyla saçan tüm kulüplerimize...
Söyler misiniz, bütün bu liste kaç şampiyonluğa değer?
Bir halı yıkamacının sahte diplomayla psikolog olarak danışanlarına seansı 4 bin 500 liradan hizmet verirse (!) sözün bittiği yerdeyiz.!
Ne demişti, Gazze’de feryad eden baba?!
"Sırtımızda un çuvalı ile beraber ölü de taşıyoruz. İnsanlar ailelerine yiyecek bulmak için yemin ederim her gün milyon kere ölüyor."….!!!
Hep mi eleştiri! Değil elbette...
Basketbolcu Alperen Şengün, süper otomobil veya gösterişli bir malikane almak yerine, sessizce 3 milyon sterlin verip memleketindeki işsiz gençler için ücretsiz mesleki eğitim merkezi yaptırdı. Çok sıcak çook.!
Bir daha kıştan, soğuktan şikayet eden olursa ağzına kürekle vurun!.
Şimdi sıkı durun.! Daha ciddi sorunumuz var.
Misafirliğe gelen 3 yaşındaki çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.! Babası özür dilemek şöyle dursun, “bu kırdığı 4. Telefon ve 2. Televizyon” diye pişkin pişkin güldü..!
6 yaşındaki çocuk, pazar tezgahındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek deldi... Pazarcı ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile “yapma!” demedi.!
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden “özgüveni kırılır!” diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı tüm banyoyu ben temizledim.!
Elinde kıyır kıyır kurabiye ile evin içinde dolaşan çocuk için “örtü sereyim de öyle yesin!” dedim, annesi “oturup yemez ki!” diyerek omuz silkti.!
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, “çocuğumdan daha kıymetli değil!” cevabını alıyorsun.!
Camilerde çocuklar alışsın diye teravih namazlarına götürülüyor, ama namaz boyunca cami YouTube keşfetine dönüyor.!
Bu çocuk sizce camiye mi alışıyor gerçekten?! Böyle yapınca sevap kazandığını mı zannediyor bu insanlar?!
Sorun çocuklarda değil.!
Asıl sorun kitap okumayan, pedegojiden bihaber, ama Instagram’da izlediği iki video ile “kendini çocuk ruhundan anlayan ebeveyn” ilan eden yetişkinlerde.!
Neymiş efendim çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.!
Hadi oradan!
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?!
Disipline “travma”, sınır koymaya “baskı” adını verdiler bir de.!
Çocuk merkezli olmak, her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.!
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.!
Ebeveynlik sadece sevmek değil, yol ve yön gösterebilmektir ve sorumluluk yüklemektir.!
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.!
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız nesiller yetiştiriyoruz.!
Ama unutma, çocuklar her zaman öğrenir; ya sorumluluğu, ya da sorumsuzluğu.!
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.!
O yüzden mesele çocuk değil, mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik..!
Gelelim asıl meseleye.!
Yalnız adamların sayısı neden artıyor?
Etraftaki erkekler evlenmek istemiyor maalesef. Hatta hanımlar bile.!
“Gezelim tozalım, akşam olunca evlerimize dağılalım” tercihi yükselmeye başladı.
Oysa evliliğin tek’ken tam olmaya; yarımken donanımlı oluşa götüren en güzel yolculuk olduğunu anlatmaya gerek var mı?
Yalnız adam/kadın olmak, bilinçaltımızdaki bağlanma sorunuyla alakalıdır bence.!
Annenin rolü, insanın kendisi ile dış dünya arasında kurduğu ilişkide bir köprü olmaktır.
Çocuğun anne ile kurulan güven ilişkisi zamanla diğer insanlarla kurduğu ilişkilere yansır.
Diğer insanlara güvenmeyi öğrenen bir genç de evlilikten kaçmaz.!
Dolayısıyla annelik çok önemlidir.!
Dikkat ederseniz cennet, kızların, kadınların değil ANALARIN AYAKLARI altına serilmiştir.
Yani cennetin yolu ana babaya saygı ve hürmetten geçer.!
Hayırlı cumalar diliyorum.
15 AĞUSTOS 2025 CUMA










