Farkında mısınız bilmiyorum, bedelsiz bir cennet istiyoruz.! Aman evlerimize, mobilyalarımıza ve sürekli model değiştirdiğimiz arabalarımıza, alışveriş zevkimize, kazancımıza, maaşlarımıza, işlerimize, mesleklerimize bir şey olmasın.! Hayat standartımız asla düşmesin.! Lüks yaşantımızdan hiçbir şey eksilmesin istiyoruz. Resul'ün kabrini ziyaret ederken kimse bizim dünyalık zevklerimize karışmıyor. Kabe'yi tavaf ederken, Safa Merve'yi say ederken, Arafat'ta insan selinin arasında yürürken kimse hayat standardımızı bozmuyor. Halbuki aynı Resul'ün hadisi şerifindeki emri yerine getirirken aynı aşkla aynı şevkle koşturmuyoruz.. Çünkü o hadis-i şerifi yaşantımıza koyduğumuzda eşimizden, çocuklarımızdan, refah içinde geçen hayatımızdan olacağız. Resul'ün kabrini ziyarete gidip Mescid-i Aksa'ya yürüyemememiz işte bu yüzden.! Kabe'nin etrafını doldurup, Gazze söz konusu olunca lâl kesilmemiz bu yüzden.! Canlarımız, mallarımız, çocuklarımız, mesleklerimiz, paralarımız o kadar kıymetli ki, vazgeçmeyi göze alamıyoruz. Yerimize çakılıp kalmamız, suskunluğumuz bu yüzden.! Sessizliğimiz bundan. Felç olmuş bir ümmetiz vesselam. Bombayla gökyüzüne savrulan insanların bedenleri bile bizi harekete geçirmeye yetmiyor. Dört elle değil bütün vücudumuzla sarılmışız dünyaya. Rutinimizden olmak istemiyoruz. Bedelsiz bir cennet istiyoruz. Şu anki durumumuz beni öyle bir düşünceye sevk ediyor ki ne zaman hatırımdan geçse delirecek gibi oluyorum. Diyorum ki, Mekke'de Resul'ün insanları İslam'a davet ettiği o ilk dönemlerde yaşıyor olsaydık. Hani güçsüzlerin, fakirlerin, kölelerin iman ettiği İlk dönemden bahsediyorum. Sayı olarak çok azlardı. Bu yüzden müşrikler bütün işkencelerini bütün eziyetlerini bu müslümanlar üzerinde gerçekleştirmişlerdi. Resul ve o üç beş kişi, desteğe muhtaçtı, yardıma muhtaçtı. Türlü işkencelerden geçtiler. Hakaretlere, eziyetlere maruz kaldılar. 3 yıl boykot uygulandığında aç kaldılar, yalnız kaldılar, çaresiz kaldılar. Müşriklerin insafına bırakıldılar. Birilerinin gelip kendilerini bu sıkıntıdan kurtarmalarını beklediler. Çok beklediler ama olmadı. Çünkü Müşrikler, kurulu düzenlerinden, refah içinde geçen hayatlarından, rutinlerinden vazgeçmek istemiyorlardı. Bu yüzden Müslüman olmuyorlardı. Desteksiz kalan, yardımsız kalan Müslümanlar da hicret etmek zorunda kaldılar. Düşünüyorum da biz ümmet olarak o dönemde Mekke'de yaşıyor olsaymışız, tıpkı bu dönemdeki gibi Resulü ve o üç beş müslümanı yalnız bırakırmışız. Ne kadar acı değil mi?! Gazzelileri yalnız bıraktık ya! ÎSARKARDEŞLİĞİ nedir bilmiyoruz bile.! Bu ismin fikir babası olarak gördüğüm sevgili dostum Av. Mustafa ÖZKAL kardeşimle büronun adını ÖZGE HUKUK BÜROSU olarak koyup bir yola çıkmıştık birlikte. Çok şey yaşadık ve çok şeyler öğrendik.! ÖZGE, ÎSARKARDEŞLİĞİ’nin Türkçe karşılığıydı.. Oturduğumuz binanın adını da ÖZGE koymuştum. Kendisi muhtaçken Müslüman kardeşine yardım etme şuuruydu bu.! Hayatımıza yön vermenin başka bir adıydı ya da.. Şu an acizane başkanlık ettiğim ÎSARKARDEŞLİĞİ derneği olarak İRİ ULUSLARARASI ORG. ile birlikte canımızla başımızla Gazze için savaşıyoruz adeta şükürler olsun Rabbime.. Allah Resulü: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır." Yani; "Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır." Bu günlerde bu hadis kafamı öyle meşgul ediyor ki.. Allah muhafaza, biz bu suskunluğumuz, bu vefasızlığımız, bu dünyaperestliğimiz, bu laçkalığımızla hüsrana uğrayan, cehennem ehli olan 72 fırkanın içinde olabilir miyiz? Acaba 73. fırka Gazze ehli mi? Allah'ım sen bu dilsiz ümmeti affet! Allah'ım sen bu bütün azaları felç olmuş ümmeti affet! Sen bu vefasız ümmeti affet! Sen bu ümmete basiret, feraset, ihsan şuuru, ihlas, vefa, ÎSARKARDEŞLİĞİ şuuru, ahiret inancı, hesap korkusu lütfet! Anlaşıldı, bu ümmetten adam çıkmayacak. Sen kendi kudretinle, kendi izzetinle, kendi himmetinle bu güzel insanlara yardım et! Bu lanetli kavmi Kahhar ismi şerifin hürmetine kahret!
Hayırlı Cumalar diliyorum.
25 TEMMUZ 2025 CUMA










