Üslup çok şeydir. Kötü bir üslup nice doğrunun ve güzelliğin üstünün örtülmesine sebep olur.
Bağırıp çağırdığımız zamanlar muhataba bir şeyler anlatmanın pek bir imkanı yoktur. Nice kez tartışıp bağıra çağıra muhataba bir şeyler anlatmaya çalıştığımız vakitler olmuştur. Hiçbirinde başarılı olduğumuz söylenemez. Hadi diyelim, muhatap kendini geriye çekti. Gönülde meydana gelen üzüntü ve pişmanlık konuşurkenki başarısızlığımızın delilidir.
Bu durum, yazıda da böyledir. Bağırgan, buyurgan üsluplar bir iddianın içine hapsolup kalıyor. Geleceğe kalamıyor.
İnsan konuştuğundan ve yazdığından, önce kendi lezzet almalıdır. Ne dediğini bilmeli ve öyle konuşmalıdır. Dağdan taş yuvarlar gibi konuşanlar insanlığa çok zarar vermiştir.
Üslup önemlidir. Müjdeleyici olmak, insanlara yürüyebileceği yollar olduğunu hatırlatmak daima önemli ve gereklidir. Bir konuda bizim gibi düşünmeyenler o mevzuda göremediğimiz bir hakikati hissetmiş ve anlamış olabilirler. İddia ile, ben bilirim davası ile piyasaya çıkmayan ve muradı bir şey söylemek isteyen gönül ehline bu şansı tanımak gerekir.
Günümüzde sözün ve konuşmanın bu kadar ayağa düştüğü bir zamanda halden anlayan, sözleri gönle tesir eden, anlattıkları insana iyi gelen, üslubunu bilen kimselerin çok nadir kaldığını ve böyle insanlarla yapılacak sohbetlerin kişiye çok iyi geldiğini biliyorum. Sakin bir üslupla konuşan ve insana adeta bir cennet hâli yaşatan böyle kimselerin değeri bilinmeli, onların bulunduğu muhabbet halkaları çoğaltılmalıdır, diye düşünüyorum. Çünkü bu dünyada insanın aradığı en önemli şey belki de sadece böyle muhabbetlerdir.










