Sınırlandırınca sinirlendiriyorsun varlığın sahibini. Önce şucu bucu diyerek böldün sonra o partili bu partili diyerek... Halbuki bütün partiler ve patırtılar bir gün yok olur gider.
Sonra vehimlerinle, dedikodularınla sınırlandırdın varlığı. Kendini üstün gördün. Küçük dağları sen yaratmıştın. Büyüklerine sıra gelmeden yok olup gittin. Ne kadar çoktun, nasıl da yenilmezdin!
Ey nefsim! Sözlerim sanadır. Geldin, durdun sonunda yok oldun. Zaten yaşarken de yoktun ki...
Bütün bağırıp çağırmaların seni daha çok silmekten başka bir işe yaramadı. Ekranlarda göründün, bir şeyler biliyor zannıyla muteber tutuldun, cahilliğini bol palavrayla gizledin.
Var olmak istedin, yok oldun.
Sonra vehmine, kibrine, malına, mülküne çok güvendin. Sen çok şeyler biliyordun. Yenilmezdin, alt edilmezdin... Başkaları cahildi, sessizdi, hakkını savunamazdı... Her şeyi sadece sen biliyordun.
Bağırıp çağırdıkça haklı olduğunu zannettin. Yanıldın. Fakat anlamak ağır geldi sana. Hiç anlamadın mevzuyu. Fakat hep anlar gibi yaptın.
Senden çok var bu âlemde ey nefsim. Şimdilik sadece izliyorlar seni. Emin ol, ne olduğunu da ve olmadığını da çok iyi biliyorlar senin.
Y. Şen










