Pek satmayan kitaplar yazdım. Esasen bunu dert edinecek bir durumum da olmadı. Yazmak kendimle, yaşadığım mekanla, insan, diğer canlılar ve eşya ile derinden konuşmak gibi oldu benim için. Yapmam gereken son bir vazife varmış gibi yazdım. Bunu yapayım ve artık gideyim der, gibi...
Bilgiyi elde etmek, ilhamı duymak ve bunları kaleme dökmek konusunda benim de düşündükçe şaşırdığım bazı güzellikler yaşadım. Çoğu kitabım yazılma zamanı gelmiş gibi gönlümde doğuyor ve kaleme dökülüyordu. Kitabı bitirdiğime dâir bende bir kanaat oluşmuşsa artık yayın imkanları araştırıyordum. Çoğu zaman bu hususta güçlükler yaşadım. Fakat bunları bir şekilde aşma imkanı bulabildik.
Kitap, bu toplumda artık değerli bir şey değil. Böyle okumayan bir toplum için kitap yazılmaz. Hele birileri beğensin, alkışlasın diye hiç yazılmaz. Bütün değerleri bir araç hâline getiren ve sonra bunları çiğneyen çevreler ve siyasallaşmış grupların kitaba, araştırmaya ve okumaya düşman bir tavır içinde olduğu bir hakikattir. Buralardan uzak durmak gerekir.
Kitaplarımı gönülden gelerek vatana ve milletime eserler bırakmak için yazdım. Hâlen böyle yazmaya çalışıyorum. Ben yazmazsam kimse yazmayacak, biliyorum. Bu bir vazife, bir görev gibi. Gücümüz yettiği kadar buna bir müddet daha devam edeceğiz. Sonrası mı? Mevla görelim neyler!










