Bu yağan kar bana sessizliği getirdi. Her taraf bembeyaz olunca tabiatı kuşatan o derin sessizliği ve sükûneti duyuyorum. Bu iyileştirici, huzur verici ve sevinç yüklü sessizliği seviyorum ben. Onunla beraber anlamın daha bir hâkim olduğunu duyuyorum. Mesafeleri kaplayan beyazı ve ağaçların dalları üzerindeki kar birikintilerini izlemek ruhuma huzur ve sükûnet veriyor.
Uzun bir mücadelenin ve gürültülü bir devrin sonunda aradığı hâle kavuşmuş gibi tabiat. Bu sessizlikte hangi hikmetler, hangi tefekkür âlemleri gizli, bunu insan kendinde izleyebilir en çok.
Kar yağdığı vakit içime yönelmiş dikkatim doğanın bu engin güzelliğine açılır. Dışarıdaki bu seyir oldukça zevklidir. Fakat beyaza bürünmüş mesafeler ne hikmetse bana dışarıyı izliyormuşum intibaı vermez. Yine yöneldiğim yer benden, içimden, özümden başkası değilmiş gibi gelir bana.
Doğanın hâkim olduğu yerlerde zaten hep belirgin olan güzellik hissine bir de sessizliğin dâhil olması muhteşem bir şeydir. Buna kar sessizliği desek olur mu bilmem. Fakat kar bende hep sükûneti, derin bir tefekkürü ve hatıraları ifade etmiştir. Yaşanan zaman realiteden bir müddet bile olsa ayrılmış gibidir. Bu da en çok bir kar sessizliğinde duyulabilir.
Böyle hisleri yine kar yağdığı bir zamanda duyuyorum. Ağaçtan ağaca uçan kuşlar çocukluğuma götürüyor beni. Gökten yere dökülen karlar bir mesaj taşıyor gibi. Fakat ille de şu sessizliği içiriyorum gönlüme. Geçip giden zamanı duyuyorum. Hayatı yaşadığımı da... Vakitler bu kar sessizliğinde pervasızca akmıyor önümden. Yaşamak bu kar sessizliğinde daha bir güzel, daha bir içli, daha bir derin oluyor.










