Sözlerin ve tepkilerin arkasında ne olduğunu pek bilemezsiniz. Bir insanın tavrında nice devirler, zamanlar, çağlar gizlidir. İnsanda gizlenen şey, bir bakıma hayatın ve zamanın da sırrıdır.
İnsan bir buzdağı gibidir. Onun görünmeyen, bilinmeyen hatta bilinemeyecek yönü her zaman vardır.
İnsan nice devirlerin, zamanların ürünüdür. Herkes kendi devrini ve çağını yaşıyor. Bu yüzden insanların neredeyse hiçbiri hakikatte aynı devirde değildir. Çatışmaların temelinde biraz da bu durum yatar. Gerçekten herkes aynı devirde olsaydı derin kırılmalara yol açan ve insanı oradan oraya savuran çatışmalar olmazdı bu dünyada.
Sonuçta sözlerin, tepkilerin ve insan davranışlarının özünde çok uzun devirlerden bu yana gelen ihtiyaçlar ve tercihler rol oynar. Bundan dolayı insanı yargılamak yerine anlamaya çalışmak, çatışmak yerine onu seyretmek bu dünyada kişiyi çok değerli bir hâle sevk eder. Buna ister bilgelik deyin ister hikmet sahibi olmak, aynı kapıya çıkar.
İnsanların meseleleri genelde başkalarıyla değildir. Kendileriyledir. Bir insanda var olmayan anlayışı bir başkası onda var edemez. İnsan, şu manâ yolculuğunda onu kendi elde eder. Bu hâli fark etmek gerekir. Bunun da en güzel yolu kendi içimize dönmek ve bu hayattan neyi istediğimizi bilmektir.










