Türk Gençliğinin, Geçmişinden ilham alarak geleceğe koşmasını,
Ülkeye sevdalı bireyler yetişip, geleceği inşa etmesini, Kültür, edebiyat, sinema, müzik, siyaset, spor, gibi alanlarda kendini geliştirmesini, arzu ediyoruz.
Bugün gerek Türkiye’de gerek bütün Dünya’da nesiller elden kayıyor. Çok büyük savrulmalar yaşanıyor. İnternet, sosyal medya, televizyon, basın, gayri ahlaki yayınlar, sanal kumar, bahis oyunları, içki, uyuşturucu, zina, gayri meşru ilişkiler, LGBT gençliğimizi ifsat ediyor. Evet, gençlik nereye gidiyor diyoruz, bu konuda yakınmalarımız oluyor.
Ama özeleştiri yapmıyoruz.
Şimdi hatalarımızla yüzleşmeliyiz.
Gençlerimizin söylediklerini dikkate almalıyız. Bir genç şu şekilde feryat ediyor; Ben bu vatana canını feda edecek olan bir Türk genci olarak, size soruyorum: Sizler yetişkinler olarak, nerede duruyorsunuz?
Bu ülkenin başını belaya sokan olayların sebebi yetişkinler mi, gençler midir? Milletin yüzüne baka baka, kimler yalan söyledi?
Kimler rüşvet aldı ve ihalede komisyon paralarıyla partileri fonladı? Kimler İslam Dinine saygısızlık yaparak, küfür ediyor?
Hangi televizyon dizilerinde, hangi aile içi ahlaksız ilişkiler pazarlanıyor? Sizler evlilik gibi kutsal müesseseyi, ayaklar altına aldınız. Sizler metreslerle birlikte hayat yaşamayı normal saydınız.
Soruyorum, gündüz kuşağı programlarında kim kimi aldattı diye ortaya konan rezaletler ne kadar izleniyor? Sorumsuz anne babalar çocukların eline bilgisayar verip kendi zevklerine bakmadılar mı? Sizler gece kulübünde kavga eden futbolcuları el üstünde tuttunuz.
Ama okulda kavga eden öğrencileri disipline sevk ettiniz.
Bugün kimin eli kimin cebinde belli değil. Bugün her şeyi paraya maddeye endekslediniz. Bugün her türlü ayak oyunlarını ve dalavereyi normal kabul ediyorsunuz. Lütfen suçu gençlere yüklemeyi bırakın! Siz, ey yetişkinler kendinize bakın!
Siz, dedelerimizin emanetine sahip çıkamadınız. Ama bize yarınları emanet etmeye çalışıyorsunuz. Ama senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetti diyorsunuz. Fakat siz Akşemseddin ve II. Murat’ı örnek almıyorsunuz. Zaten İstanbul da artık, Fatih’in fethettiği İslambol değil. Birileri, her şey çok güzel olacak dedi, ama ne oldu belli değil’. Evet, bugün Türkiye’nin bir numaralı meselesi ‘Eğitim ve Gençliktir’. Biz nerede yanlış yapıyoruz demek lazım.
Bugün bir tarafta, emperyalizm ülkeye her kötülüğü yapmak için çalışıyor. Diğer tarafta, sağ tandanslı insanlar bile birleşerek din vatan düşmanlarına fırsat veriyorlar.! Netice olarak, üzücü tablolar ortaya çıkıyor. Hâlbuki ülkemiz’de çok güzel işlere imza atıldı. Yapılan iyilik ve güzelliklerin kıymetini bilmeliyiz.
Bizler, memleket gençliğinin yetişmesi için Manevi Eğitim Seferberliği ilan etmeliyiz.
Bizler, Türk Milletinin yeniden şahlanışını sağlamalıyız.
Bizler, yapılan kötülüklere karşı tedbir almalı gençlerimize sahip çıkmalıyız. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek bu gençliği şöyle tarif etmiş; “Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik..‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!’ şuurunda bir gençlik..Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün, davacısı bir gençlik”. Bu memlekette en zor zamanlarda; Adnan Menderesler, Turgut Özallar, Necmettin Erbakanlar, Recep Tayyip Erdoğan’lar, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve isimlerini buraya sığdıramadığım nice gönül erleri ve kahramanlar yetişti. Günümüzde bu güzel örneklerden hareketle bizler de,
Mehmet Akif Ersoy’un; ‘Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Adam aldırma geç git! diyemem aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım’ mısralarında belirttiği gibi, mücadeleye devam edeceğiz.
Hayırlı Cumalar diliyorum.
25 EYLÜL 2026 CUMA











