Türkiye-Rusya en zor dönemde akıllı bir ilişki kurdu. İçeride FETÖ gibi CIA-Mossad taşeron istihbarat yapılanması tasfiye edildi. Bütün bunlardan sonra, elli yıl Türkiye’nin kanını emen, Batılı düzenin en kanlı tetikçisi PKK tasfiye edildi. Hem Türkiye’de hem Suriye’de. Artık Avrupa’nın,
ABD’nin ve İsrail’in bu coğrafyada harita çizme imkanları kalmadı. Batı eriyor ama Türkiye güç kazanıyor. İşin özeti budur. Türkiye durmadı, durdurulamadı, durmayacak da. Son haftalarda İsrail’in Türkiye’yi bir “erken savaşa” mecbur
bırakma girişimlerinin arkasında şu yatıyor. “Son çizgiyi geçmeden Türkiye’yi durduralım. Batı’nın hala gücü ve etkisi varken onları Türkiye’nin üzerine salalım.”
Ama bu plan da tutmayacak, göreceksiniz; içimizdeki İsrail beslemelerine rağmen.! Çok yakın bir zamanda İsrail’in dünyada nasıl yalnızlaştığını, coğrafyada nasıl tecrit edildiğini göreceğiz. İsrail 2027 yılını göremeyeceğini de göreceğiz..!
Artık “Türkiye’yi durdurmak” mümkün değil. Türkiye’nin asla durmayacağını, bir süper güç
olana kadar yavaşlamayacağını göreceğiz. Devlete meydan okuyan yapılar ve çevreler tasfiye ediliyor. Başka bir ülke ile özel ilişkilere giren, oradan güç kazanıp Türkiye içinde hareketlere girişen yapılar ve çevreler tasfiye ediliyor. Bu devam edecek. Vatana, millete, devlete sadakat esas alınacak. Hiçbir ülkenin Türkiye içinde operasyonel alan ve çevre edinmesine izin verilmeyecek.
Bence herkesin durduğu yeri yeniden değerlendirmesi, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ekilen tarlaları ateşe vermesi gerekiyor. Sadece on günde neler olduğuna bakalım ve nasıl bir dünyanın kapılarının açıldığına, Türkiye’nin içeride ve dışarıda nasıl bir fırtınaya hazırlık yaptığını görelim. Geçtiğimiz günlerde CIA Direktörü Ratcliffe, bir askeri kargo uçağı ile Moskova’ya gitti. Hemen ardından Polonya ve Belarus orduları alarma geçti. NATO uçakları Finlandiya-Rusya sınırında devriyelere başladı. İsrail’in İran’a nükleer saldırı yapacağı söylemleri servis edildi. Rusya’nın Ukrayna’yı nükleer silahla vuracağı iddiaları ortaya saçıldı. İngiltere uzun savaşa hazırlık için halka gıda stoklama çağrısı yapıyor. Sadece iki günde bütün dünya “nükleer saldırı, nükleer savaş” cümlelerini kurabiliyorsa, küresel ölçekte tehditlerin büyüklüğünü hesap edin. Dünya adeta delirmiş, bir adım sonrasını düşünmeden hareket eder hale gelmiş. Türkiye’nin kendi içinde ve bölgesinde yürüttüğü mücadeleyi bu tabloya bakarak değerlendirin. Her şey yerli yerine oturacaktır. Hiçbir adım için özel bilgiye, açıklamaya ihtiyaç duymayacaksınız. Kalbi bu ülkeye bağlı olmayanlar hariç, bu toprakların siyasi genetiği hepimize hep doğru cevapları verecektir. İşi bu yüzden içeride ve bölgede mücadele kesintisiz devam edecektir. Artık siyasi ajandaların, programların anlamı yok. Onlar bugüne ve yarına cevap üretmiyor. Bundan sonra devletin merkez iktidar alanı alabildiğince güçlendirilecek. Devleti, milleti, vatanı koruma düşüncesi her şeyin önüne geçecek. Dünya; bazı milletlerin bir gecede vatansız kalabileceği gerçeği ile karşı karşıya iken, çok konforlu söylem ve hareketlerin pek de anlamı olmayacak.
Bu yüzden de, Türkiye içinde, Türkiye’ye bağlı mısın değil misin? Başka bir ülke ile özel ilişkide misin değil misin?
Hepimizin büyük fırtınaya hazırlıkta, vatana ve devlete güç verme gibi, ağır sorumluluklarımız var. Bilelim ki,
Türkiye’nin etki alanı ne kadar genişlerse, barış ve refah alanı da o kadar genişleyecek. Ve bilelim ki, bugüne değil yarını kuruyor, güvence altına alıyoruz. Ve şunu da çok İyi bilelim ki, içeride zihnimizi felç eden gündem terörü, bizi bu idrakten uzaklaştırmaya dönüktür. Kimin iddiası daha cesursa, kimin sözü daha güçlüyse, kim ne kadar uzaklara uzanabiliyorsa o kadar güçlüdür, güvenliktedir. Hala bunları hamaset, hayal sananlara da bir sözümüz olacak: Sadece son on yılda neler oldu bir baksanıza. Hala mı aklınızı başınıza almayacaksınız?! Hayırlı Cumalar diliyorum. 11 EYLÜL 2026 CUMA











