Sıradanlığın bir yerde baskın olması bir toplumun ufuklarını yavaş yavaş ortadan kaldıran bir mahiyet arz eder.
İnsan umudunu yitirmeden çalışarak, okuyarak, kendine göre anlamlı şeylerle meşgul olarak manevî yükselişini yaşamak ister. Her çalışma maddi bir refah getirmeyebilir. Fakat çalışmak, insana manevî bir haz ve nihayetinde huzur verir.
Bu yüzden toplumu ve insanı yükselten şeyler değerlidir. Vasatlığın ve sıradanlığın çok muteber algılanması sonunda insan için bir tehditten başka bir şey değildir. Çünkü böyle bir toplumda insan mânen gelişemez. Sıradan bir hayatın içine hapsolur. Bu da bir yere kadar gereklidir. Ancak insan, manevî bir yükseliş için geldiği bu dünyada aradığı huzuru yeni, taze duyguları ve tecrübeleri elde ederek yaşar.
Sıradan bir insan ve toplum artık bir değer üretemez. Hayat ırmağına taze tecrübelerle dahil olamaz. Birikerek, çoğalarak ve etrafına yaşam sunarak devam etmesi gereken o canlılık ve hayatiyet o toplumun içinden elini eteğini elbette bir gün çeker. Geriye yaşamdan lezzet alamayan, bıkkın insan yığınları kalır.
Sıradanlık bir yerden sonra yaşamın sona ermesi gibi bir hâldir. Halbuki bir toplumun canlı ve dinamik olması için yepyeni değerlerle ve daima çalışarak tazelenmesi gerekir.
Günümüzde sıradanlık her topluluğu ve insanlığı adeta istila ediyor artık. Keyifsizlik ve huzursuzluk hâli büyüyor. Tek tip insan yaygınlaştırılıyor. Bunun sonunun nereye varacağını beraber göreceğiz.










