Bir meslek değilse fotoğraf işiyle aşırı meşgul olmak, bu hayatı bir yerden sonra başkası için yaşamak demektir. Yani bu, seyrimizi başkası için feda etmektir.
Seyir, manevî yolculuğun bir gereğidir. Bu hayatta bir görevimiz de anlayarak ve severek âlemi seyretmektir. Çünkü insan bu âlemde olup biten şeylere manâ vermek, eşyayı ve kendini anlamakla da görevlidir.
Anlamlı bir seyir insanın iç dünyasını zenginleştirir. Hele bir şeye sevgiyle bakmak hem bakanı hem baktığımız şeyi besler. Bu yüzden bir şeye bakarken hangi niyet ve düşünceyle baktığımız da oldukça önemli olmaktadır.
İnsan bu âlemden beslendiği gibi niyet ve fiilleriyle de bu dünyayı ve hayatı şekillendirir. Bu sebeple insanın duygu ve düşüncelerinin terbiyesi çok önemlidir. Büyük medeniyetler de esasen bunu hedefler.
Bu âlemdeki görevlerimizden birisinin seyir olduğunu söyleyebiliriz. Manevî dünyamız biraz da böyle beslenir. Öyleyse hayatın bir yönüyle bir seyirden ibaret olduğunu söylemek mümkündür.
Seyrimizi bol kayıt alarak başkaları için feda etmek, bir yönüyle hayatı da feda etmek demektir.
Söyler misiniz, bir gün geçip gidecek ve bize bile kalmayacak hangi kayıt buna değer?
Hayatı kendi bilgeliğimiz için yaşayıp âleme ve insanlığa böyle değer katmak gibisi var mıdır!










