'İnsanlık öldü mü?' dedim.
'Yok' dedi, 'ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?”
“Nerede kaldı acaba?”
“Kuşlar da gitti.” dedi.
(Yaşar Kemal)
“İnsanlık öldü mü?” dedim.
“Yok,” dedi, “ölmedi… Ölmedi ama, bir şeyler oldu. Başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde.”
Evet…
İnsanlık, ölmeyen ama yavaş yavaş kaybolan bir şeydir. Belki hâlâ nefes alıyor ama sesini duymaz olduk. Belki hâlâ bir yerlerde var, ama göremiyoruz. Kalabalıkların içinde kaybolmuş, vitrinlerin arkasında unutulmuş, çıkarların gölgesinde ezilmiş bir halde…
“Nerede kaldı acaba?” diye sordum kendi kendime.
Bir zamanlar, bir komşunun kapısını çaldığında sana açılan gülümsemede vardı insanlık. Sofrada bir tabak fazla yemek hazırlanır, ihtiyaç sahibine ulaştırılırdı. Şimdi sofralar genişledi ama gönüller daraldı. İnsanlık belki de, paylaşmanın unutturulduğu o eski evlerde kaldı.
“Kuşlar da gitti” dedi.
Ne doğru bir söz… Kuşlar da gitti. Kuşların şehri terk edişi, sadece gökyüzünün sessizleşmesi değil; insanın içinin de çoraklaşmasıdır. Çünkü kuşun olmadığı yerde özgürlük yoktur, huzur yoktur, saf neşe yoktur. İnsanlığın kanatları da belki o kuşlarla birlikte göç etti, bilinmez diyarlara.
Peki, şimdi biz neredeyiz?
Birbirimize daha yakın görünüyoruz, çünkü ekranların ışığıyla yüzümüz birbirine karışıyor. Ama kalplerimiz, birbirinden hiç bu kadar uzak olmamıştı. Sokakta düşen birini kaldırmaya uzanan eller azaldı. Bir gözyaşını silmeye cesaret eden omuzlar tükenmeye başladı. Herkes kendine saklandı; insanlık ise aramızda dolaşacak yer bulamadı.
Ama yine de içimde bir umut kıvılcımı sönmüyor. Belki insanlık ölmedi, sadece yoruldu. Belki bir çocuğun masum gülüşünde, bir annenin şefkatli dokunuşunda, bir dostun sessizce paylaştığı ekmeğinde hâlâ yaşıyor. Belki de kuşlarla birlikte göç etmedi; sadece sessizce bir köşede uyuyor, bizi uyandırmamızı bekliyor.
İnsanlık ölmedi…
Ama kayboldu. Onu aramak bize düşüyor.
Bir tebessümde, bir iyilikte, bir fedakârlıkta yeniden bulabiliriz.
Belki o zaman kuşlar da geri gelir; gökyüzü şenlenir, kalpler ısınır.










