Bazı insanlar vardır, hayatına girer ama gitmez. Gitse bile bir sandalye bırakır içerde, oturmasa da varlığını hissedersin. Her şey biter ama o sandalye hep oradadır. Tozlanır, sessizleşir ama silmeye kıyamazsın. Çünkü bazı insanlar; bir anıya değil, bir duygunun içine kazınır.
İnsan bazen birini değil, onunla kurduğu hâli özler. Gülüşünü, ses tonunu hatta susuşunu… Çünkü bazı sessizlikler, kelimelerden daha çok şey anlatır. Bir bakış, bir cümleden daha derindir bazen. Ve sen farkına bile varmadan birinin gözlerinde kendini ararsın. Bulamazsın belki ama aramaktan da vazgeçemezsin.
Hani bir söz vardır ya: “Bazı insanlar kalbinde misafir değil, ev sahibi olur.” İşte öyle bir şeydir bu. Gidenin ardından kapıyı kapatamazsın çünkü içeride hâlâ onun sesi yankılanır. Bir şarkı çalar, bir koku gelir, bir cümle duyarsın ve her şey yeniden başlar. Zaman geçer ama bazı duyguların takvimi yoktur.
İnsan büyüdükçe susmayı öğrenir. Çünkü bazı şeyleri anlatmak, yaşadığından daha çok acıtır. Artık kimseye “anla beni” dememeyi öğrenirsin. Çünkü anlatsan da anlamayacak olan çoktur, anlamasa da yanında kalacak olan az. Ve sen, o azın kıymetini geç fark edersin.
Bir gün biri gelir, seni dinlemeden bile anlar. Cümlelerini tamamlamaz, sadece yanında durur. İşte o zaman anlarsın; sevgi bazen konuşmak değil, susarak kalabilmektir. Çünkü bazı insanlar kelimelerle değil, varlıklarıyla iyileştirir.
Yalçın der ki: “İnsan, en çok kendi sessizliğinde büyür.” Çünkü sessizlik, kalbin aynasıdır. Orada kim olduğunu, neyi kaybettiğini, neyi hâlâ beklediğini görürsün. Ve belki de o an fark edersin; bazı yaralar kapanmaz ama insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Hayat, eksiklerle tamamlanır. Her giden bir şey alır ama bir şey de bırakır. Kimi bir yara, kimi bir ders, kimi bir tebessüm… Ve sen, her defasında biraz daha kendin olursun. Çünkü kaybettiklerin, seni sen yapar. Bir gün dönüp baktığında, “İyi ki kırılmışım” dersin. Çünkü o kırık yerlerden sızan ışık, seni aydınlatmıştır. Ve anlarsın ki, bazı hikâyeler mutlu bitmez ama insanı olgunlaştırır.
Belki de hayat, tam da budur. Gitmelerle kalmaların, susmalarla anlatmaların, kırılmalarla güçlenmelerin hikâyesi. Ve sen, her defasında yeniden başlarsın. Çünkü kalp; kırıldıkça değil, sevdikçe büyür.
YALÇIN SEVİM










