Askerin hepsi evliya değildir elbette, yağmacılık yapan olursa en ağır şekilde cezalandırılırdı Osmanlı’da.! Yine Yavuz Sultan Selim, Çaldıran zaferinden sonra Tebriz’e yürüdü. Savaşta yaralanıp kaçan Şah İsmail’i takip etmek istedi fakat yeniçerilerin isyanı sebebiyle takipten vazgeçti.!
Yavuz Sultan Selim, Anadolu birliğini ve devleti tehdit eden Safevî belasından bütünüyle kurtulmak istiyordu. Bunun için Tebriz’e karargâh kuracak ve kışı burada geçirecekti. Asker yiyecek ve erzak sıkıntısındaydı. Şah İsmail, Yavuz’un ordusunu sıkıntıya sokmak için köy ve şehirleri boşalttırmış, bağ ve bahçeleri yaktırmıştı. At, katır ve develere yiyecek bulmak çok zordu...
Asker köylere saldırıp halkın malını yağmaladı. Akıl kıtlığı ve anlayışsızlık yüzünden asker etrafı yağmalamıştı. Bunlar affedilir hatalar değildi elbette. Sultan çok kızdı. Yağmacıları buldurup idam ettirdi. Sadrazam Hersekzade Ahmet Paşa ve Vezir Dukakinzade Ahmet Paşa’nın çadırlarını başlarına yıktırdı ve ikisini de vezirlikten aldı. Disiplin sağlayamamış ve gerekli tedbirleri alamamışlardı.
Atalarına küfreden Müslüman da olamaz, Türk de.! Sanırım mesaj alındı..!
Odanızın köşesine şu yazdıklarımı asın. Her zaman lazım olacak sözler olacak bunlar.!
Yapay zekâ çağındayız artık.! Onun için ben biraz diplomatik dil değil, teknik dil kullanacağım.
Beyin bir donanımdır, bu her insanda vardır!
Ama akıl bir yazılımdır, her insanda yoktur.!
Kâinattaki en mükemmel laboratuvar insan beynidir! İstediğini düşünerek sentezleyebilir...
Bilim insanı olmanın birinci şartı, bilmediğini yüreklice söyleyebilmektir.! Bir toplumun okuyup geçenlere değil, okuyup düşünenlere ihtiyacı var! Aptallaşmanın en kolay yolu, merak etmeyi bırakmaktır.
Karın tokluğuna yaşanan bir yerde ilkeli düşünce üretmek mümkün değildir. Çocuklar yetişkinlere göre daha iyi akıl yürütürler! Çünkü önyargıları yoktur onların.
İki yüz kelimeyle düşünen biri, iki bin kelimeyle düşünen birini asla anlayamaz...
Büyük bir güç mü istiyorsunuz? İşte o gücü size söylüyorum şimdi: Hayal gücü.
İçinizdeki çocuk yaşıyorsa, yaşlanmıyorsunuz demektir. Düşüncen fakir ise diğer zenginliklerin seni kurtarmaz.
Size bütün kapıları açan bir anahtar vereceğim! Bu anahtarın üzerinde iki şey yazılıdır: Sabır ve Nezaket.
Sessiz çığlıklar, sesli haykırışlardan daha etkilidir... Dilinizi sökün, tamir edin ve yeniden yerine takın! Çünkü bütün sorunların temelinde o var.
İnsan, duymak istediklerinden vazgeçmedikçe uyanamaz. Doğru sözler karşısında yapılacak en iyi hareket, bir kenara çekilip sessizce dinlemektir. Uzmanı olmadığınız konularda kendinize yakışanı yapın ve bir kenara çekilip sessizce oturun!
Bir insanı ancak kendisi engelleyip, kendisi durdurabilir. Önündeki seçeneklerden en zorunu seçen başarılı olur. Vazgeçmezsen doğru, seni önünde sonunda bulur.
İnsan, sorun yaşadığı oranda değil, sorun çözdüğü oranda gelişir ve olgunlaşır. Kendi üzerinizde çalışmaktan vazgeçmeyin! Aksi halde gelişip olgunlaşamazsınız.
Kitaptan ve kütüphaneden uzaklaşıldıkça cehalet artar! Cehalet arttıkça da sefalet ve felaket artar. Sefaletin ve felaketin getirdiği ise acı ve gözyaşıdır.
Ahlaksızları ahlaklı gibi göstermek, bir toplumun ahlakını bozar. Bir toplumun çoğunluğu, olduğundan daha ahlaklı görünmek çaba ve gayreti içindeyse, bilin ki o toplumda ahlak sorunu vardır.
Herkesten ve her şeyden umudunuzu kestiğiniz anda belki de kurtarıcı sizsinizdir! Küsmekten ve kabullenip bir köşeye çekilmekten daha başka bir yol var: Mücadele etmek.
Ekonomik gelişmeyi kişisel ve zihinsel gelişmenin önünde tutan toplumlar kesinlikle uygarlaşamazlar.
Gönlü güzel olanın niyeti de, söylemi de, eylemi de güzeldir. Karnı doymayan değil, gözü doymayan insan fakirdir.
Cumamız mübarek olsun inşaallah.
05 EYLÜL 2025 – CUMA










