Yazar: Şaban Öztürk
Köşe Yazısı
23 Ocak 2026 | Cuma
Ekranlar beyni kandırıyor ama geliştirmiyor.! Bugün çoğumuz saatlerimizi ekrana bakarak geçiriyoruz ve bunu zihinsel faaliyet sanıyoruz. Halbuki beyin pasif tüketimden hiçbir şey öğrenmiyor.
Başkasıyla evli ama kaçıp birlikte yaşadığı adama “kocam” derken başörtüsünü düzeltmeyi ihmal etmeyen kadınlar var ekranlarda.! Ve başkasına “kocam” diyen karısına ağlayarak “n’olur geri dön.!” diye yalvaran erkekler.! “N’olur dön, ben sensiz yaşayamam.!” diyor adam!
Kadın da o ayaklarına kapanırken nazlanıyor, gitse mi gitmese mi karar veremiyor, bizler de çaylarımızı tazeleyerek tüm bu rezillikleri seyrediyoruz.!
İnsanlığın ar damarı çatlamış.!
Utanmak, eskilerin lügatında kalmış köhne bir kelime, bir ‘beceriksizlik’ nişanesi artık.! Erkeğin o kadim adamlığını, haysiyetini ayaklar altına alıp merhamet dilenmesi; kadının iffetini bir pazarlık kozu, bir güç gösterisi gibi masaya sürmesi..
Vallahi izlediğimiz şeyler başkalarının günahı değil, kendi kıyametimizdir.!
Allah’dan korkmanın yerini kula yaranmanın; hayanın yerini ekranlarda ifşâ olmanın aldığı bir cinnet çağı bu.
Utanmak insan olmanın asgari şartıydı; şimdi ise “cesaret” kılıfına sokulmuş bir arsızlık prim yapıyor.
O ekranlardaki irin, bizim merak dediğimiz, o süflî iştihamızdan, o bastırılmış röntgenciliğimizden besleniyor.! Biz talep etmesek hangi arz bu kadar cüretkar, bu kadar pervasız olabilir?!
Hangi yapımcı, hangi kanal; bizim o doymak bilmez seyir açlığımız olmasa; namusu panayır malı gibi pazara çıkarmaya cesaret edebilir?!
Başkasının mahremiyetini deşifre eden o ışıklar, bizden aldığı icazetle yanıyor.!
Ben talep etmesem, sen o sirkin Sadık müşterisi olmasan, hangi yüzsüzlük kendine sahne bulabilir?!
Ekran, zihni çalışıyor gibi gösteren bir illüzyon yaratıyor ama nöronları uyutmaktan başka bir işe yaramıyor. Beyni büyüten şey ekran değil; eylemdir.
Okumak, yazmak, yürümek, yeni bir dil öğrenmek, sanatla uğraşmak, bir çocukla ya da yaşlıyla gerçek bir sohbet etmek..Bunlar beyni ateşler.
Kendi hayatımda bunu çok görüyorum. Affetmeyen insanların beyni daha hızlı çürüyor.! İddialı gelebilir ama bilimsel olarak kanıtlı bu: Kırgınlık, öfke ve kin nörolojik toksindir.!
Vücutta sürekli dolaşan kortizol, yani stres hormonu, hippocampus’u; hafıza merkezimizi yavaş yavaş aşındırır..
MRI görüntülerinde kronik öfkesi olan kişilerde hafıza bölgelerinin daha küçük olduğu görülüyor.
Bu yüzden affetmek yalnızca bir ahlak erdemi değil, biyolojik bir zorunluluktur.
Bağışlamak karşıdakini değil, kendi beynimizi kurtarır. Geleceğe dair beklenti yoksa beyin kendini kapatır.!
Belki de en etkileyici bulgu şu: Bir insanın geleceğe dair bir heyecanı, beklentisi, planı yoksa beyin hızla kararmaya başlar.
Dopamin düşer. Nöron üretimi azalır. Yaşam enerjisi söner.
Hep meraklı, hep meşgul, hep konuşan..
Planı olanın zihni ışıldıyor; planı olmayanın beyni kapanıyor.
Demans; kişinin yakınlarını tanıyamaması, mekânı karıştırması, günlük hayatını sürdürememesi ve davranışlarının belirgin biçimde değişmesi gibi ağır bulgularla seyreder.
Bugün toplumda gördüğümüz hafıza şikâyetlerinin büyük kısmı ise stres, uykusuzluk, yalnızlık, zihinsel rutin, duygusal yük, B12 eksikliği ve çoklu görev baskısından kaynaklanıyor.
Bunlar demans değil; hayatın bizi zihinsel olarak köreltmesidir.
Benim güçlü tavsiyem: Beyninize yeni yollar açın. Beyni genç tutan şey yaş değil; yeniliktir.
Yeni insanlarla konuşun.
Her yıl en az bir yeni şey öğrenin.
Günlük rutininizi kırın.
Affedin.
Bir hedefiniz, bir hayaliniz olsun.
Telefonsuz yürüyün.
Ve mutlaka üretin.
Seyahat edin, yakın ya da uzak fark etmez. Yeni bir yol, yeni bir yüz, yeni bir ses beynin en güçlü gençlik ilacıdır.
Uzun yaşıyoruz, fakat uyanık yaşamıyoruz.!
Demans çoğu zaman bir hastalıktan önce bir uyarıdır: “Hayatının sürprizleri bitti. Yeni bir şey yap. Yeni biriyle konuş. Yeni bir sayfa aç. Yoksa zihnin kapanacak.”
Yaş değil, yaşama biçimi belirliyor geleceğimizi.
Ben kendi adıma beynime bir söz verdim yıllar önce: Sıkılmasına izin vermeyeceğim.
Aynı sözü siz de verin. Çünkü mesele artık uzun yaşamak değil; uyanık yaşamak.
Hayırlı cumalar diliyorum.










