Bugünün dünyası büyük ölçüde insanı kendine ve etrafına yabancılaştırmak için kurgulanmış gibidir. Dikkatimizi ve ilgimizi çalan şeyler yüzünden en yakınımıza bile kıymet vermez hâle geldik. Halbuki kendine yabancılaşan her şeye yabancılaşır.
İnsanların şehirlerde bir arada yaşadığı hâlde yapayalnız kalmaları bundandır.
Eline aldığı telefon, karşısına geçtiği ekran insanı kendinden biraz daha uzaklaştırdı. Kendimize, etrafımıza dönüp bakmak için çoğu zaman içimizde bir istek bile duymadık.
Öyle olmasaydı böyle olur muydu?
Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir zamanda şu mevcut bilgisizlik ibreti âlem değil midir?
İletişimin bu kadar kolay ve yaygın olduğu bir dünyada mevcut iletişimsizlik de öyle!
Bilimin, bilginin hiçbir şey ifade etmediği; gündemi sosyal medya fenomenlerinin ve siyasetin dizayn ettiği bir ortam var.
İnsan kalitemiz yerlerde sürünüyor...
Ülkeye ve insanlığa ait her türden değer deste deste yok ediliyor... İnsanlık bir yerlere hapsolmuş gibi.
Bu kadar kolaylık ve imkânla yapmamız gereken, kendimizi ve âlemi okumaya çalışmaktı. Bırakın bunu, bir kitabı alıp okumayı bile istemiyor canımız. Her şeyi sabun köpüğü gibi köpürtüp sonra bildik ve olduk zannediyoruz.
Çok yanıltıcı bir hâl ve bu dünyada hiçbir şey göründüğü gibi değil...
Çilesini çekmediğimiz hayatın, sancısı olmayan huzurun kendisi de var olamıyor... Sahi bu kadar kolaylık ve rahatlık acaba niyeydi?










