Mustafa Çavdar

Mustafa Çavdar


Elbet Bir Gün ''TUANA'' 1. BÖLÜM

29 Mart 2020 - 18:50 - Güncelleme: 29 Mart 2020 - 18:59

" Bu romanda anlatılan kişi ve kurumlar ,olaylar ,mekanlar tamamen hayal ürünü olup, gerçekle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır."

Tuana..
 
Dalmıştı yine uzaklara ıslak gözleri Tuana’nın…

Küçücük bedeninde sakladığı kimseye dökemediği gizli nice sırlarına dalarak..O kadar keşkeleri vardı ki geçmişiyle ilgili..Derinden iç çekmeleri..Çocukluğundan beri yaptığı gibi,uykuya dalmak için beşikteki bir bebek gibi vücudunu sallayarak uyumaya çalışıyordu yine..Ama nafile..Bu genç yaşına rağmen hayatına o kadar çok hata sığdırmıştı ki…Hataları hatalarla kapatmak bir ruh hali olmuştu ..


Pedagog’lara göre ;
        “Kız çocuk babayla beraber erkek cinsini ve erkeklerin dünyasını öğrenir. İleride erkeklere dair yapacağı genellemelerin bilgisine babası sayesinde ulaşır. Kız çocukları daha altı aylıkken babalarının sesine ve dokunuşlarına annesinden daha farklı tepkide bulunmaktadır. Yani babayı algılamakta ve ayırt etmektedir. Baba tıpkı anne gibi çocuğun hem psikososyal hem psikoseksüel hem de zihinsel gelişiminde rol oynar. Psikoseksüel kurama göre kız çocuklar 3-4 yaş civarı babaya yakın olmak isterler. Buna engel olan kişinin anne olduğunu düşünüp anneye kıskançlık beslerler daha sonra anneyle özdeşleşerek bu süreci atlatırlar. Sağlıklı olan bu sürecin bu şeklide sona ermesidir. Eğer baba katı, otoriter ve korku uyandıran bir babaysa; kız utangaç ve çekingen olacaktır. Kendini ifade etmek yerine içine kapanmayı tercih edecektir. Eğer baba sürekli eleştirel bir tutum içindeyse ve çocuğuna hata yapma şansını tanımıyorsa çocuğuna zarar vermektedir. Hata yapmasına izin verilmeyen bir çocuk kendi doğrularını bulmakta hayatı boyunca zorluk çekecektir.’’
 
Kız çocuklarının genelde babalarına benzeyen erkekleri eş olarak seçtikleri bilinmektedir. Bunun yanında babasından yeterli ilgi ve sevgiyi göremeyen kızlar, ilişkilerinde, kendilerinden yaşlı ya da daha olgun erkeleri tercih etmektedirler. Babalarından bulamadıkları ilgi ve şefkati böyle aramaktadırlar. Bu bazen yanlış ve acı seçimlere neden olmaktadır.
 
Tuana’nın yaşadığı tamda buydu…

Bu yaşına kadar babası kızına vakit ayırmıştı elbet..Ama hiçbir zaman babası ve ailesi  onun anlattıklarını dinlememişti…Ya da dinledikleriyle anladıkları başkaydı..

Kendini ilk dinleyen ve eğlendiren adamın kendisini sevdiğini sanıp peşine takılıp gitmesi bundandı...

Ailesinin onunla evcilik oynamasını beklememişti elbette..Ama en azından onun kurduğu oyunun izleyicisi olmasını istemişti sevdiklerinin..

Ailesi kurduğu oyunlarına tanık olmadıkça daha küçücük yaşında ortaokul lise çağlarında kendini göstermek, dikkat çekmek için ,olmadık çabalara girmişti çevresine karşı.
Babasından ,sadece gözlerinin içine bakıp ,gözbebeklerinde kendisini görmek istemişti…

Sonraki evrelerde bunu göremedikçe gözlerinin içine yalandan bakıp sevgi sözleri söyleyen adamlara hep kanıp hayatını heba etmişti gencecik yaşında..Ailesinde hep bir ciddiyet duvarı vardı ona karşı..Şunu yapma Tuana,bunu yapma Tuana,şuraya gitme Tuana..Onu güldüren birlikte eğlenebildiği kimsesi yoktu…
      
Kızlarının ne kadar çok sevildiğini ne kadar ilgilenildiğini azda olsa hissedebilseydi bu kadar suistimal edilmekten ,kullanılmaktan o derece uzak olacaktı belkide..

Babasından yeterli desteği ve ilgiyi göremeyen Tuana, başka insanlar tarafından istismara açık hale gelmişti..

Babasız olmak zordu.

Şayet “Baba varken yoksa” işte o daha zordu..

Korunmayı öğrenememişti baba ocağında...Korumayı sadece kısıtlama olarak görmekten öteye gidememişti ailesi ...Bunun sonucun da hep kırılma ,kandırılma olarak çıkmıştı karşına olaylar..

Bütün suç ailedemiydi ? Elbette hayır.Tuana sonuçlarını düşünmeden zaaflarının esiri olmuştu.

İşin tuhafı gerçekten çok zeki bir kızdı..Buna rağmen en ücra köşede kalmış cahil bir insanın dahi yapmayacağı hataların içinde bulmuştu kendini..Kendisine çok güveniyordu..En büyük hatalarından biride ne yazık ki kendisini muhatap olduğu herkesten daha akıllı görmesiydi..Durumun böyle olmadığını gördüğünde ise iş işten geçmişti..

‘’ Bir kızın hayattaki en önemli figürü babasıdır..Baba ile kız arasında kurulan ilişkinin niteliği o kızın hayatı boyunca kuracağı ilişkilerin niteliğini belirler.Kızına gücü veren en büyük etken babası’dır.Bu gücü aile içinde bulamayan kızlarda genellikle gücü dışarda arama yoluna giderler.’’

        
Mirza...

Hayatında ilk defa ona gerçek manada değer veren her zerresine kadar ezberleyen onun ruh halini en derinlerine kadar hissedip yol çizmeye çalışan ve gerçekte tek seveni olan Mirza..Onunla olduğu anlarda heyecandan eli ayağı titreyip yemek bile yiyemediği adamın ismi gayri ihtiyari döküldü dilinden Tuana'nın.....Mirza’m..

DEVAMI BASKIDA...

YORUMLAR

  • 0 Yorum