Afyonkarahisar Sandıklı İlçesi Ballık köyünde türbesi bulunan Avdaz (Abbasi) Dede, Ballık köyünün manevi büyüğüdür.
Avdaz Dede'nin hangi tarihlerde yaşadığı ve nereden geldiği net olarak bilinmemektedir. Ancak bu Allah dostunun, bu toprakları fethe hazırlayıp buraları İslamlaştırmak için görevlendirildiği ve halk arasında geliş tarihinin 14. yüzyıllarda olduğu, Horasan'dan geldiği rivayet edilmektedir.
Keramet ehli olan Allah dostu Avdaz Dede'nin türbesi, köyün yaklaşık bir kilometre dışında bir tepenin üzerindedir.
Bu Allah dostu yeşili çok sever ve bulunduğu bölgeyi ağaçlandırırmış. Bu yüzden türbesinin bulunduğu bölgede ardıç ağaçları ve yeşil alan çoktur.
Allah dostu Avdaz Dede'nin halk arasında sıkça anlatılan, en meşhur kerameti şöyledir:
Kurtuluş Savaşı sırasında düşman askerleri Ballık köyüne girmek üzeredir. Birden türbenin etrafında bulunan ardıç ağaçları, insan suretinde düşman askerlerinin üzerine yürümeye başlar.
Bunu gören düşman askerleri panikleyerek korkup geri çekilir ve kaçarlar. Bu yüzden köy halkına zarar verememişlerdir.
Bunun en büyük kanıtı ise o anda esir düşen bir düşman askerinin anlattıklarıdır. Asker şöyle anlatır:
“Ardıç ağaçları ayaklanıp insan suretinde üzerimize yürüdü. Biz de bu panik ve telaşla korkup kaçarken ben esir düştüm.”
Avdaz kelimesi, abdest kelimesinin zaman içerisinde avdaz kelimesine dönüşmüş hâlidir. Yani abdestli olan, temiz, Allah'a yakın anlamına gelmektedir.
Bir de köyün yakınında Hebil (Habil) Dede'nin kabri bulunmaktadır. Bu Allah dostunun da bölge halkı tarafından Avdaz Dede'yle aynı tarihlerde yaşadığı ve bu bölgeye geldiği tahmin edilmektedir. Hebil Dede'nin de ağacı ve yeşili çok sevdiği bilinmektedir.
Hebil (Habil) Dede hakkında başka bir bilgiye sahip değiliz.
Bölge halkı tarafından burada bulunan ardıç ağaçlarının kesilmesi ve onlara zarar verilmesi bir uğursuzluk olarak kabul edilir.
Avdaz Dede'yi ve Habil Dede'yi ziyaret için gelenler burada dua ederler. Kuraklık zamanında yağmur duası için köy halkı buraya çıkar. Adak adayanlar ise burada adaklarını yerine getirerek kurbanlarını keserler.
Ballık Köyü eşrafından emekli öğretmen Hüseyin Erdal, babası Ali Erdal'ın bir anısını şöyle aktarır:
1337 doğumlu olan babam Ali Erdal, bir gün Avdaz'dan yakmak için birkaç parça kuru ardıç odunu getirmiş ve o odunları yakarak ısınma ihtiyacını gidermiş.
Fakat aradan fazla bir zaman geçmeden evimizde bulunan öküzlerden birisi ölmüş. Babam bu işin farkına varmış fakat iş işten artık geçmiş, öküz ölmüş. Sonra babam kendi kendine karar almış ve tövbe etmiş. “Ben de bundan sonra bir daha oradan bir çöp dahi olsa getirmeyeceğim.” diyerek kendi kendine tövbe ederek söz vermiş.












