Ayak Tekke Camisi'nde Yaren kabri olarak bilinen Bahşi Baba ve Yahşi Baba hakkında fazla bir bilgi yoktur. Fakat araştırdığımız kaynaklara göre burada üç Allah dostu yatmaktadır. Bahşi Baba ve Yahşi Baba'nın yanına, bir asır sonra vefat etmiş olan Mevlevi dervişi Nahşi Efendi defnolunmuştur.
Yavuz Sultan Selim döneminde yaşamış, ordu saz şairi olarak bilinen, başka bir kaynağa göre ise Sultan Divani Hazretleri'nin müridlerinden olan Bahşi Bey'in Afyonkarahisar'daki kabrini ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nin 9. cildinde şunları söylemiştir:
“Bu şehri mamurun enderi büronunda niçe bin ziyaretgâh vardır, emme asithanelerine bu asi yüzümüz romalide kıldığımız bu sultanlardır ki tahrir olundu. Evvela şehrin haricinde Kütahya rahı üzerinde, Yahşi Baba ve Bahşi Baba iki tev'em biraderler imiş.
Selim Han huzurunda taam ederlerken sofra başında ikisi birden, ‘Padişahımız, biz bu anda gideriz.’ deyüp ol an anı vahidde ikisi birden teslim-i ruh ile bu mahalde defnolunup üzerine bir tekke bina etmişler.”
Afyonkarahisar Mecidiye Mahallesi'nde cadde üzerinde olan, Ayak Tekke Camisi bitişiğinde türbeleri bulunan Bahşi Bey ve Yahşi Bey'in bu suretle ölüm tarihleri de bulunabilir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden dönüşte konakladığı tarih, Miladi 1518 Temmuz (Hicri 924 Receb) ayıdır.
Bahşi Bey'in bu seferi anlatan bir de Destanı vardır.
Sultan Selim cülusunda sala dedi de yürüdü.
Gidelim Mısır'a doğru yola dedi de yürüdü.
Şam'lı çıkıp kaçar köyden, Sofu beri bakmaz hoy'dan.
Merd var ise işte meydan, gele dedi de yürüdü.
Nesne yok imiş aslında, halife değmiş yerinde.
N'arar Yusuf'un şehrinde köle dedi de yürüdü.
Alma gerek kûh ü kâf'ı, Kırım var mı ala dahi.
Horasan'da ise Şah'ı bulam dedi de yürüdü.
Bahşi eydür: “Mehdi budur.” Yüce mize erdir Kadir.
Kılavuzsa İlyas Hızır, yola dedi de yürüdü.
Bahşi Bey'in ordu'da bulunan saz şairlerinden ve sipahi olabileceği ihtimalini güçlendiren yazısı, Süleyman Gönçer'in şu şekildedir:
“Sinan Paşa ilçesi Küçükhüyük Köyü civarında Hüyük yanında Bahşi Pınarı diye bir kaynak ve yanındaki tarla içinde bir mezar vardır. Bu Selçuk tarzı mermer sanduka üzerindeki yazısı şöyledir:
Kad' entekale min darül-fena ilâ darül-bekâ el-merhumül-mağruf (Eşşehid) üs-said el-muhtacı rahmet Allah Tealâ Gazanfer Bey bin (Bahşi Bey) tâbe serahü ve cealel-cennetü mesvahü sene tis'a ve işrine ve tis'a mie.”
Bu mezar taşı yazısına göre Gazanfer Bey, babasından 5 yıl sonra vefat etmiş oluyor. Bahşi Bey'in ve oğlu Gazanfer Bey'in Küçükhüyük Tımarlı sipahisi olması ihtimali güçlü muhtemeldir.
Mehmet Gündoğan ise Ayak Tekke Camisi yanında bulunan türbede üç Allah dostunun yattığını ve bunların isimlerini şöyle zikretmiştir:
Molla Bahşi ve Molla Yahşi, bunlar çiltenandandır.
Molla Nahşi Efendi ise Mevlevi olmakla beraber çiltenandan değildir. Fakat çiltenandan bir asır sonra vefat etmiş, yukarıdaki Molla Bahşi ve Molla Yahşi Efendilerin yanına defnolunmuştur.












