Şaban Öztürk kaleminden , Korona Zaferimiz ve Maneviyatımız !

Devlet ve millet olarak, her ne kadar arada bir toplu taşıma araçlarında  “İşte maskem elimde ama takmıyorum işte,takmıyorum işte!.”

Reklam
Şaban Öztürk kaleminden , Korona Zaferimiz ve Maneviyatımız !
15 Haziran 2020 - 17:07 - Güncelleme: 15 Haziran 2020 - 17:10

Devlet ve millet olarak,

her ne kadar arada bir toplu taşıma araçlarında 

“İşte maskem elimde ama takmıyorum işte,

takmıyorum işte!.”

diyen cahiller ve başkaca provokatörler olsa da;

Koronada elde ettiğimiz maddî başarıyı sahip olduğumuz “manevî güç”e 

borçluyuz!..

O her gün kendini bilmez Din düşmanlarının ıslıklayarak tepindikleri ve alkışlarla sesini bastırmaya çalıştıkları, 

minarelerden okunan ezan ve sonrasındaki tekbir,

salavat ve dualara borçluyuz!..

Koronayla mücadelede birinci 

sınıf bir ülke olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik: 

Türkiye’nin o ulaşılamaz performansı içeride ve dışarıda çok büyük bir takdirle karşılandı..

Ortaya çıkan bu durum,

hepimizi gururlandırırdı; ülkemizin dünyanın geleceğinin şekillenmesinde öncü bir rol oynayabileceğinin bir işareti oldu bu..

****

Fakat bir sakillik;

bir ağırlık;

bir vurdumduymazlık var bizde, 

ilk bakışta farkına varamadığımız, 

farkına varsak bile zuhur etmesine nedense bir türlü engel olamadığımız bir özgüven eksikliği bu, 

belki de..

Bizim koronavirüs gibi büyük bir âfetle en iyi mücadele eden bir kaç ülkeden biri olduğumuz gerçeğini bile biz bize kabul ettirmekte zorlanıyoruz bu özgüven eksikliği nedeniyle..

Dünya bu başarımızı kabul etti ve alkışladı ama biz değil henüz!..

Demek ki, kendimize olan güvenimiz bu kadar örselenmiş!..

Avrupa tıbbını 18. asra kadar 

besleyen, 

yönlendiren İbn Sina’yı biz çıkardık!. 

Var mı bunun ötesi?!.

Yine çıkaracağız inşaallah yılmaz ve yıkılmazsak!.

Daha doğrusu içimizdeki hainler, asla vazgeçmeyecekleri o ihanet hırslarıyla bizi yıkmazlarsa!.

Olmazsa olmaz ilk adımlar 

-hele de bir salgın sözkonusuysa...

Bunu Peygamberimiz (sav) böyle öğretti bize -

“bir yerde salgın varsa girmeyin, bir yerde salgın varsa çıkmayın!.”

Ama öğrenemeyenler var hâlâ!..

Özgüven eksikliğinin nedeni bu olmasın sakın!..

Koronada elde ettiğimiz maddî başarıyı, 

manevi gücümüze borçluyuz...

Manevi gücümüz, 

dediğim gerçeği özellikle bilim çevrelerimizin, 

aydınlarımızın anlamalarını çok 

isterim; 

burası meselenin püf noktası çünkü..

Arnold Toynbee, 

tarihin 

“maddi güçler”

den ziyade 

“manevî güçler”in 

eseri olduğunu söyler..

Teknoloji maddî güçtür;  

ama teknoloji, 

araçtır; 

hayatımıza niceliksel olarak katkı 

yapar: 

Araç olarak ya da Toynbee’nin ifadesini kullanayım 

“oyuncak” 

olarak işlev görür olsa olsa..

Teknolojiyi 

“oyuncak”tan 

daha fazla bir şey olarak görmemiz, 

daha yüksek bir konuma yerleştirmemiz bizi teknolojinin oyuncağı yapar..

Tam da bu değil mi, 

insanlığın asıl büyük, 

varoluşsal sorunu: 

Araçların kölesi olması insanlığın!. 

****

Biz koronayı iki anlamda, 

iki bakımdan manevî güçle 

yendik: 

Peygamberimizin maddî adımı atmamızı emreden, 

hastalığı kontrol altına almayı kolaylaştıran koruyucu hekimlik anlayışını biliyorduk, 

bu anlayış bizim zihin ve ruh 

dünyamızı şekillendirmişti...

O yüzden koronayla mücadelede hem erken davrandık hem de kararlı adımlar attık ve başardık sonunda şükürler olsun..

Meselâ 

“hayır olan şeyde şer, şer olan 

şeyde hayır olabileceği” 

ilkesi, 

salgına karşı direncimizi, 

şer olan şeyi hayra dönüştürme metanetimizi, 

çelik gibi bir iradeye sahip olma kudretimizi pekiştirdi..

Televizyonlarda konuşan, açıklama yapan başta hekimlerimiz olmak üzere çeşitli bilim insanlarının bu gücümüzü, bu gücümüzün kaynağı kültürel dinamiklerimizi ve bize verdiği dinamizmi açıkça telaffuz ettiklerini görmek sevindiricidir geleceğimiz adına..

Toplum olarak bu korona âfetini bir iç muhasebe, 

arınma, 

tezkiye imkânına çevirdik; 

aileyi keşfettik, 

imkanlarımızı ve zaaflarımızı keşfettik; 

kendimizi keşfettik… 

İhtiyarlarımızı ölüme terketmedik 

meselâ: 

Büyüklerimiz onlar, 

dedik ve bağrımıza bastık...

Bundan ötesi var mı?!.

En büyük gücümüz bu toplumun bozulmamış, 

arı duru manevî damarı, 

pınarı, 

kaynağı...

ruhu yani...

İşte bu ruh, 

bu manevî güç, 

bütün maddî güçlerden daha güçlüdür..

Kıymetini bilelim...

Örselemeyelim...

Ne olur lütfen düğünlerimizde ve asker uğurlamalarında sorumsuzluk yaparak toplumun sağlığını tehdit eden ve kul hakkına tecavüz eden tacizcileri uyaralım..

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • sami suicmez
    3 hafta önce
    durum iyi degil hocam , halk kurallara riayet etmiyor, bencillik hat safhada vaka sayilari artiyor 1.600 leri buldu ( ben den iyi biliyorsunuzdur ) avrupa da kalmadi gibi isvicre 10 ila 30 arasinda gunluk , yaniiiiii selamunaleykum