Obezite (Bariatrik ) cerrahisi 1950 li yıllarda yapılmaya başlanmıştır. Yıllar içinde edinilen deneyimlerle 1991 de konsensüs toplantısı yapılmış ve 18-65 yaş arasında olan, vücut kitle indeksi 40'ın üzerinde olan veya 35 üzerinde olup 2 veya daha fazla yandaş hastalığı olan, 5 yıldır kilolu olan, ciddi psikiyatrik problemi olmayan, madde bağımlılığı olmayan hastalar bariatrik cerrahi için aday olarak tanımlanmıştır. Bu kriterler eşliğinde yapılan ameliyatlardan elde edilen deneyimler ve ameliyatların laparoskopik olarak yapılmaya başlanması ameliyatlara bağlı ortaya çıkan riskleri düşürmüştür. Ve 2014 yılından itibaren Avrupa da bazı ülkeler vücut kitle indeksindeki sınırı 32 ye kadar düşürmüşlerdir.
Ayrıca ameliyatlardaki deneyimlerin artmasına paralel olarak yaş sınırı obezite cerrahi için alt sınır 14 e ve üst sınır ise beklenen yaşam süresinden 7 yıl öncesine kadar genişletilmiştir. Türkiye için beklenen yaşam süresi kadınlarda 78 ve erkeklerde 75 olduğu varsayıldığında artık 14 yaş ile 70 yaş arasını ameliyat ediyoruz.
Aynı zamanda ameliyatların sonuçları takip edildikçe yandaş hastalıklardaki düzelmeler kayıt altına alınmaya başlanmıştır. Özellikle metabolik hastalıklar olarak adlandırılan şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kolesterol de ameliyat sonrasında ortaya çıkan düzelmeler fark edilmiştir. Bu anlamda tıpkı rinoplasti operasyonlarının sadece burnun şeklini değil nefes alış verişi, uyku düzenini gibi pek çok şeyi etkilemesi gibi obezite cerrahileri de pek çok başka hastalığı etkiler.
Obezite ameliyat sonrası 10 yıllık takiplerde, ameliyatın tipi ve var olan metabolik hastalığın süresine göre yaklaşık % 80-90 lara varan düzelmeler olduğu görülmüştür. 2008 li yıllardan itibaren bu ameliyatın metabolik hastalıklar üzerindeki düzeltici etkisi nedeniyle ameliyatların ismi bariatrik- metabolik cerrahi olarak tanımlanmaya başlanmıştır. 2016 yılında Amerikan Diyabet Birliği konsensüs toplantısında alınan kararlara göre şeker hastalığı olanların
Vücut kitle indeksi 40'ın üzerinde olan,
Vücut kitle indeksi 35 ve üzerinde olup insülin ile kontrol altına alınamayan,
Vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olup ağızdan tabletlerle kontrol altına alınamayan
olgulara da cerrahi seçeneği önermiştir. Burada kontrol altına alınamama terimi HbA1c nin 7,5 un ve kolesterolün 180 in altına indirilememesi olarak tanımlanmıştır.
Sonuçta artık bu ameliyatlar artık sadece şişmanlık için değil metabolik hastalıklar olarak tanımlanan şeker hastalığı (Diyabet) için de yapılmaya başlanmıştır.














