Reklam

Erdoğan, senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye'dir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul milletvekili buluşması programında yaptığı konuşmada, “Karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir.

Erdoğan, senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye'dir
29 Şubat 2020 - 15:45

Suriye’de istediklerini alanlar, namluları hemen Türkiye’ye çevirecektir. Bugün Suriye’yi fiilen üçe bölenlerin Türkiye’nin bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek gafletten öte bir durumdur” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen İstanbul milletvekilleri buluşması programına katılarak bir konuşma yaptı.

 

“SURİYE MESELESİ, TÜRKİYE İÇİN ASLA BİR MACERA VEYA SINIRLARINI GENİŞLETME ÇABASI DEĞİLDİR”

Türkiye'nin bugünü ve geleceği bakımından hayati öneme sahip bir mücadelenin yürütüldüğü dönemde yapılacak istişarelerin önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye meselesinin Türkiye için asla bir macera veya sınırlarını genişletme çabası olmadığını vurguladı.

 

Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü mücadelenin anlamını hâlâ kavramayanların bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 40 yıl boyunca bölücü terör örgütü kullanılarak ağır siyasi, ekonomik ve insani maliyetlerle enerjisi tüketilen Türkiye’yi bu kısır döngüden kurtarmak için pek çok yol denediklerini kaydetti.

 

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜ SAHADA VARLIK GÖSTEREMEYECEK HÂLE GETİRECEK TEDBİRLER ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünü sahada varlık gösteremeyecek hâle getirecek tedbirler aldıklarını, terör örgütünün istismar ederek vatandaşların kafasını bulandırdığı sorun alanlarını çözmek için tarihî adımlar attıklarını anlattı.

 

15 Temmuz darbe girişimini anımsatarak toplantının yapıldığı mekânın 15 Temmuz'u tam manasıyla yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çatımızın üzerine çıkmaya yeltendiler. Duvarlara merhume annemle ilgili haşa edepsizce, hayasızca sloganlar yazdılar. 500 metre ötede Bezm-i Alem Valide Sultan Camii'ni üç gün, üç gece işgal ettiler ve orada bira şişelerini, bira kutularını hep o dönemde topladık. Bütün bunları yaşadık. Bunlar burada yaşandığı hâlde, kendilerine güya bu ülkede vatansever havasına girenler, güya bu ülkeyi sevdiklerini ilan edenler ne yazık ki bu süreç içerisinde 'Sadece aydınlık gençler' diye ana muhalefetin başı, bu gençleri ilan etmeye çalıştı. Bunlar aydınlık falan değil. Bunlar tamamıyla aldatılmış gençler. Bu da ifademin en iyi yanıdır. Olayın boyutu çok büyük.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarıyla da ayrıca güneydeki kuşatmanın üç noktadan kırıldığını sözlerine ekleyerek Suriye sahasında verilen mücadelede, bölgede etkinlik gösteren güçlerle diplomasiyi ve diyaloğu sürdürmeye özel ehemmiyet verdiklerini, verilen sözlerin çoğunun tutulmamış olmasına rağmen diplomasi yolunu açık tutmak için özel gayret gösterdiklerini vurguladı.

 

“İDLİB MESELESİ, ÖZELLİKLE KURGULANAN BİR KONU OLARAK ÖNÜMÜZE GELDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib meselesi ise ülkemizi farklı bir şekilde köşeye sıkıştırmak ve diğer kazanımlarımızı elimizden almak için özellikle kurgulanan, kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi. Bölgede yaşayan ve diğer yerlerden kaçarak gelen yaklaşık 4 milyon insan, rejimin kanlı saldırıları sebebiyle sınırlarımıza doğru şu anda harekete geçmiştir. Bunların 1,5 milyonu şu anda sınırımızdadır. Biz bütün bunlara yönelik bir güvenli bölge oluşturalım ve bu güvenli bölgede bunları iskân edelim, diye çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu.

 

Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile görüşmelerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Söyleye söyleye en fazla 25 milyon avro vereyim, dedi. Biz ona da kabul dedik. Sonra Kızılhaç'a vereceğini söyledi. 'Kızılhaçtan'da bu Kızılay'a aktarılır.' dedi. Bu rakam takip ediyoruz, dediler ki 'Bu rakam BM Mülteciler Başkomiserliğine gitmek durumundadır.' Mülteciler Başkomiserliği’ne gidecek, oradan da Kızılhaç ve Kızılay'a o şekilde ancak gelebilir gibi bir yaklaşım ortaya koydular. Böyle bir şey olmadı. Aradım tekrar şansölyeyi. 'Para hazır.' dedi. 'Hazır olan paranız buraya gelmiyor.' dedim. Eğer bunu verecekseniz verin, vermeyecekseniz, dün söylediğimi söylüyorum, kendilerine dedim ki 'O zaman bu mültecileri biz size gönderelim, biz 25 değil, size 100 milyon avro gönderelim.' 'Ben onu da istemem.' dedi. 'Onu istemiyorsanız, niye BM'ye gönderiyorsunuz bu parayı. Bunu direkt bize gönder. Ben sizin pratik olmanızı istiyorum.' dedim. 'Şu anda biz ölüm kalım mücadelesi veriyoruz, bu insanlar, üç, beş yaşındaki o yavrular, çamur, batak içerisinde ne hâlde olduklarını televizyonlarda izlemiyor musunuz.' dedim. 'İzliyorum.' O zaman dedim, bir an önce bunu göndermeniz lazım. 'Siz bana daha önce göçmenlerle ilgili yılda 1-2 milyar avro harcıyorum. Gerekli desteği de veririm.' demiştiniz. Peki, nerede, yok. Yani güvenmek mümkün değil. Hep söylüyorum ya biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye mahkûmuz.”

 

“BİZ SADECE GÜVENLİ BÖLGEYLE SINIRLARIMIZI TEMİNAT ALTINA ALMAK İSTİYORUZ”

Suriye meselesine ilişkin “Sizin orada ne işiniz var? Şu anda Suriye tabii ki işgal altındaki topraklarını korumak durumundadır” diyenler olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kişilere “Biz oraya Esed'in davetlisi olarak gitmedik. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik ve Suriye halkı 'tamam iş bitti' demeden bizim oradan çıkma niyetimiz de yok. Bunu da bilmenizi özellikle istiyorum” cevabını verdiğini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, şunları anlattı: “Dün Sayın Putin'e de söyledim, 'Sizin orada ne işiniz var. Eğer siz üst kuracaksanız üssü yine kurun ama şu anda orada siz, bizim önümüzden çekilin, bizi rejimle baş başa bırakın. Biz de rejimle gereğini yaparız'. Tabii ona da 'Biz çekildik' diyemiyorlar. Ve menfaatleri nedir inanın bunu çözebilmiş değiliz. Yani iki, üç tane üsse Tarsus'ta bir deniz üssü, içeride iki tane işte Lazkiye'de, vesairede üsse işte bir Hmeymimleri var bunların var meşhur, kurun, bundan bizim bir derdimiz yok. Dün gece Trump diyor ki 'Ya burada Putin'in ne beklentisi var? Ne istediği var?' Bunları söyledikten sonra bir de dedim 'Kamışlı'da bir petrol olayı bunların var.' 'Orada petrol var mı?' dedi. 'Orada petrol var.' dedim, 'Ama Deyrizor kadar değil.' dedim. Ondan sonra böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Fakat bizim böyle bir derdimiz yok. Bizim ne petrol derdimiz var, ne orada toprak derdimiz var. Biz sadece bir güvenli bölgeyle sınırlarımızı teminat altına almak istiyoruz.”

 

Meseleyi sadece İdlib parantezinde değerlendirmenin yanıltıcı olacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl bakılması gereken Türkiye'nin bütünüyle bir Suriye politikasıdır. Şayet biz bugün Suriye sınırlarımızı terör örgütlerinden arındırmaz isek, yarın karşılaşacağımız manzara açıkça ortadadır. Bugün Kamışlı'da, Resulayn'da, Tel Abyad'da, Aynel Arap'ta, Cerablus'da, Münbiç'te, El Bab'ta, İdlib'de vermediğimiz savaşı, Allah göstermesin yarın Şırnak'ta, Mardin'de, Şanlıurfa'da, Gaziantep'te, Hatay'da vermek zorunda kalırız. Çünkü karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir. Suriye’de istediklerini alanlar, namluları hemen Türkiye’ye çevirecektir. Bugün Suriye’yi fiilen üçe bölenlerin Türkiye’nin bütünlüğüne saygı göstereceğini düşünmek gafletten öte bir durumdur” dedi.

 

Bugün sadece Suriye'de eğitilmiş ve donatılmış bölücü terörist sayısının 40 ile 60 bin arasında olduğunun ifade edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet Suriye'de verdiğimiz mücadeleyi başarıyla sonuçlandıramazsak bu teröristlerin çoğu ülkemize yönelecektir. Aynı şekilde Suriye'de ülkemize düşmanlığı temel misyon edinmiş, topraklarımızda gözü olduğunu da asla inkâr etmeyen bir rejim varken biz burada nasıl huzurla yaşayabiliriz? Öyleyse Suriye'de verilen mücadelenin hepimizin geleceğiyle ilgili olduğunu herkesin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor” diye konuştu.

 

“BU MÜCADELEDE ŞEHİT DÜŞEN HER EVLADIMIZIN ACISI YÜREĞİMİZİ DAĞLIYOR”

“Şu anda ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgemizde her yerde evinden, yurdundan olanların gidecek yerleri var, en azından onları koyalım bir kenara, hiçbir şey olmasa bile Türkiye var. Peki, bizim evimizden, yurdumuzdan olduğumuzda gidecek bir yerimiz var mı? Kimileri Avrupa'yı, kimileri Amerika'yı, kimileri daha başka yerleri aklından geçirebilir ama milletimin herhangi bir ferdinin böyle bir durumda gitmeyi düşünebileceği hiçbir yer olmadığını biliyorum. Şahsen benim yok. Sizlerin de olmadığına inanıyorum. Bu mücadelede şehit düşen her evladımızın acısı yüreğimizi dağlıyor. Bin yıldır bu topraklarımızı vatanımız kılmak için yürüttüğümüz mücadeleyi, verdiğimiz sayısız şehitler kervanına bunu da ilave etmemiz gerekiyor. Ve şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak. Tabii bu vesileyle İdlib harekâtımızda önceki gün vermiş olduğumuz 34 şehidimiz inanıyorum ki bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır. 20 günlük hareket boyunca vermiş olduğumuz şehitlerin ailelerine şahsım, milletim adına baş sağlığı dilerken, milletimizin de başı sağolsun diyorum.”

 

Şehitlerin kanını yerde bırakmadıklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar 2 bin 100'ün üzerinde Suriye rejim askerinin öldürüldüğü, aralarında 94 tank, 37 obüs topu, 28 çok namlulu roket atar, 17 zırhlı aracın da bulunduğu 300'e yakın araç gerecin imha edildiğini, uçak pistleri, silah mühimmat depoları, hava savunma sistemleri, uçak hangarları, kimyasal silah üretim tesisleri gibi pek çok yerin de ağır ateş altına alınmak suretiyle tahrip edildiği bilgisini verdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de tüm sınır hattı boyunca 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölgeyi bilfiil oluşturmak için şu anda çalışmalarının devam ettiğini belirterek harekâtın başlaması ardından ABD ve Rusya tarafından verilen sözlerin tutulmadığını, bu ülkelerin terör örgütü YPG ve PYD’yi bölgeden çıkartmadığını, teröristlerin de her fırsatta Türkiye’nin harekât bölgesine saldırdığını veya sızmaya çalıştığını anlattı.

 

“İDLİB'DE DE MUTABAKATLARA UYULMADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'de de mutabakatlara uyulmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Rejim neredeyse yüz bin defa ateşkesi bozduğu hâlde bunu asla gündeme getirmeyenler, kendi topraklarını savunan muhalifleri terörist gibi gösterip saldırılarına gerekçe yapıyor. Sivil yerleşim yerleri insafsızca yerle bir edilir, masum insanlar öldürülürken seslerini çıkarmayanlar, bizim huzuru koruma çabalarımıza ateşle karşılık veriyorlar. Bu iç acıtıcı fotoğrafı sadece seyretmekle kalıp sözde üzüntü beyanında bulunanların beyanları da farklı değildir. Hiçbirinin samimi olmadığını, sorunun çözümü için en küçük bir katkı sağlamadığını yaşayarak görüyoruz. Terör örgütlerine binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç vesaire yardımını yapanlar, rejim çok ciddi manada silah, mühimmat, araç, gereç, füze her şeyi yine bu ülkelerden alırken kimse Türkiye'ye ne bu konuda herhangi bir destek veriyor ne de bu mültecilerle ilgili bize destek veriyor.”

 

Aylar önce “Bu böyle giderse biz kapıları açmak zorunda kalacağız” dediklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rahatsız oldular, inanmadılar bizim bu söylediklerimize. Biz de dün ne yaptık? Kapıları açtık, şimdi bu sabah itibarıyla yaklaşık 18 bin oldu, kapıları zorlayıp geçenler. Ama bugün 25-30 bini bulabilir. Biz bu kapıları bundan sonraki süreçte de kapatmayacağız. Bu devam edecek” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu kadar mülteciyi bakmak, onları beslemek durumunda değiliz. Eğer dürüstseniz, samimiyseniz o zaman siz de buradan bir paylaşımda bulunacaksınız. Bulunmadığınız takdirde biz bu kapıları açarız. Hep yaptığımız gibi yine kendi göbeğimizi kendimiz kesecek, bu mücadeleyi öyle veya böyle mutlaka başarıya ulaştıracağız” diye konuştu.

 

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN İNŞASI YOLUNDA GECE GÜNDÜZ ÇALIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin verdiği mücadelede yalnız bırakıldığını, ihtiyacı olan mühimmatın, savunma sanayi ürünlerinin verilmediğini bunun karşısında İHA, SİHA üretimine başlandığını anlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi en üst olanını, Akıncı'yı inşallah yapıyoruz, test uçuşları yapıldı. Şu anda başarılı. Seri üretim için hazırlıklar devam ediyor. Daha da ileri gidiyoruz, Allah'ın izniyle insansız denizaltını da yapacağız. Onun da çalışmaları şu anda yapılıyor. Zihinsel tamam, bunun dışındaki adım da atılacak. Muharip asker sayımız mı yetersiz ne kadar gerekiyorsa o kadarını eğitecek, donatacak, ordumuzun saflarına katacağız. Diplomaside yalnız mı bırakılıyoruz. Elimizdeki kozları ve imkânları en etkili şekilde kullanarak bunun da üstesinden geleceğiz. İşte bu anlayışla büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası yolunda gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahada verilen mücadelenin yanı sıra Türkiye’nin ekonomik saldırıya da maruz kaldığını ancak alınan tedbirlerle de ekonomik sıkıntıları çözme yolunda kararlı adımlarla ilerlediklerini vurguladı.

 

Turizmde 2019 yılının rekorla kapatıldığını, turist sayısının 52 milyona yaklaştığını, turizm gelirlerinin ise 35 milyar dolar bandına çıktığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yılın ocak ayında da yeni bir rekora imza attık. Ülkemize ocak ayında gelen yabancı turist sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16'dan fazla artarak 1,8 milyon kişiye ulaştı. İnşallah bu yıl, toplam 58 milyon turist, 41 milyar dolar turizm geliri bekliyoruz” ifadesini kullandı.

 

“ULUSLARARASI KURULUŞLAR ÜLKEMİZİN BÜYÜME ORANIYLA İLGİLİ TAHMİNLERİNİ YÜKSELTMEYE BAŞLADI”

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatın da 2019'da yüzde 2,2 artarak 180,7 milyar dolara yükseldiğini, hizmet ihracatının da 54 milyar doları bulduğunu bildirdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye'nin batacağı, biteceği, yerle yeksan olacağı, küçüleceği söylenen 2019'u neredeyse yüzde 1'lik büyümeyle kapatarak şom ağızlılara hak ettiği dersi verdik. Özellikle sanayi sektörümüzün son çeyrekte yüzde 5,9 oranında büyümesi kayda değerdir. 2020 yılı gelişmelerine baktığımızda ise ocak ayı imalat satın alma yöneticileri endeksinin 51,3'e yükselerek son 22 ayda ilk kez eşik değerin üzerine çıktığını görüyoruz. Ocak ayında konut satışları yüzde 56, otomobil satışları ise yüzde 100'ün üzerinde arttı. Ocakta kurulan şirket sayısı, bir önceki aya göre yüzde 33,5 ve bir önceki yıla göre yüzde 26,6 arttı” bilgilerini paylaştı.

 

Bu yıl için hedeflenen yüzde 5 büyüme hedefinin aşılacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer yüzde 6 müjdesini verirsek şaşırmayın. Nitekim uluslararası kuruluşlar da ülkemizin büyüme oranıyla ilgili tahminlerini revize etmeye, yükseltmeye başladı. Yavaş yavaş bizim hedefimize doğru yaklaşıyorlar” diye konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum