reklam

Bir Kaymakam Adayının Bolvadin Hatırası

Her zamanki gibi bu Sabah’ta işimizin başındayız. Şubeye gelen giden müşteriler giriş kapısının yanındaki odamdan selamlayıp işlemleri için servislere doğru akıyorlar.

Bir Kaymakam Adayının Bolvadin Hatırası
28 Nisan 2020 - 21:16

Her zamanki gibi bu Sabah’ta işimizin başındayız. Şubeye gelen giden müşteriler giriş kapısının yanındaki odamdan selamlayıp işlemleri için servislere doğru akıyorlar. Bu arada Niyazi Efendi de her sabah olduğu gibi mis gibi tomurcuk kokan çay servisine başlamıştı. Çay tepsisiyle odama doğru gelirken aynı anda şık giyimli bir beyefendi de onunla birlikte selam verip içeriye girdi. Nasibi varmış bir sıcak çay da ona bıraktı. Beyefendi kendisini tanıttı, yakın bir tanıdığına şubelerimizden birisine havale gönderecekmiş. Yardımcı olabileceğimizi söyledik. Havale formunu doldururken bir taraftan da samimi bir sohbet başladı. Kendisinin merkez valilerinden olduğunu söyledi. Nerelerde görev yaptığını sorunca; "İlk görev yerim Afyon’un -ki o zaman (karahisar) lakabı resmiyette yoktu- “Bolavadın” derler ama aslı Bolvadin’dir, dindar insanları bol bir ilçedir, orada maiyet memuru yani stajyer kaymakam olarak başladım. Daha sonraları farklı ilçelerde kaymakamlık ve birçok ilde de valilik yaptıktan sonra, şimdilik Ankara'da merkezdeyiz" dedi. Sözünü tamamlayınca, tebessümle yüzüne baktım ve "Ben de Bolvadinli'yim"

Bu arada valimizin işlemi tamamlanmış, havalesi de muhatabın hesabına ulaşmıştı. Artık daha rahat bir şekilde çaylarımızı yudumluyorduk. Sayın valinin gözleri uzaklara daldı anladım ki yaklaşık yirmi beş sene sonra hafızasıyla Bolvadin’e hayalen yeni bir seyahat gerçekleştiriyordu. "Hasan Bey" dedi, "Bolvadin’in benim hayatımda çok özel bir yeri vardır. Onun için ben Bolvadinlileri severim. Orada büyük zatlar, manevi olarak Anadolu’ya ve memleketlerine hizmet etmişler ve memleketinizi manevi yönüyle de imar etmişler. Hatırladığım kadarıyla Yunus zade Ahmet Vehbi Hoca Efendi, Yörük zade Ahmet Fevzi Hoca efendi ve diğerleri... Eğer müsaitseniz bununla ilgili hatıramı bir Bolvadinliye anlatmak ve aktarmak istiyorum" dedi. Açıkçası bende merakla valinin ağzından çıkacaklara dikkat kesilmiştim. "Estağfurullah Sayın Valim sizleri zevkle dinlerim" dedim. Ne de olsa söz konusu Bolvadin’di.

Kendini biraz toparladı yaşadıklarının sanki tekrar yaşarcasına sözcükler dökülmeye başladı. Öncelikle Bolvadin de ilk günlerimizde çocuklar tarlalardaki çiçekleri Isparta gülü zannedip bir bukle toplamışlardı. Bende beyaz ve mor renkli lale zannetmiştim ve taze taze evde vazoya koyarız diye düşünmüştük. Ancak arabanın arkasında eve gelinceye kadar kendilerini bırakıvermişler. Nereden bileceğiz ki onlarda narin haşhaş çiçekleriymiş. Biz de tam o mevsimde Bolvadin’deydik. Sonra keşke koparmasaydık diye de üzülmüştük. Bolvadin’e geldiğimizde lojman hazırdı. O zamanki ufak tefek eşyalarımızla yerleşmeye başladık ama hanımın biraz memnuniyetsizliğini hissettim. Gelmeden önce Bolvadin ile ilgili çok olumlu sözler duymuştuk, severek gelmiştik ve benim de ilk görev yerim olacaktı.

Aslında Hanım sızlanmakta haklıydı, mutfak diye tahsis edilen odanın penceresi yoktu. Bu durum tuhaftı, mutfağın bir penceresi olması lazımdı, unutuldu desem unutulması mümkün değildi. Her ne ise ertesi gün kaymakamlık odacısına "Bizim lojmanın mutfak penceresi yok. Orayla ilgili bir usta bulalım, ufak da olsa bir pencere açtıralım ki yemek kokusu dışarı çıkabilsin, hem de güneş ışığı alsın" dedim. Odacı "Kaymakam Bey aslında oranın penceresi vardı lakin sizden önceki kaymakam kapattırdı." dedi. "Hayret, niçin kapattırdı pencereyi?" diye sordum. "Hanımefendi mezarlıktan korkuyormuş pencereden her baktığında yandaki mezarlık onun ruhsal durumunu (Psikolojisini) etkiliyormuş, emir verdi kapattırdı." diyerek cevapladı. "Siz isterseniz tekrar açarız. Yerleri belli hatta çerçevesi bile kömürlükte duruyor" diyerek ekledi. Bende "Hayret, kabristandan da korkulur muymuş? Hemen açalım, gerekirse biz ücretini öderiz" dedim.

Ertesi gün mutfağın penceresi açıldı içerisi de aydınlanınca hanımın yüzü de gülmeye başladı.

Her neyse o gece ben bir rüya gördüm. Hani derler ya üçler, yediler, kırklar, Allah dostları bana selam verip lojmana geldiler. "Evladım bizden korkmayınız bizden size zarar gelmez, güzel komşularınız oluruz" dediler. Terleyerek kalktığımda Alaca Cami'sinden sabah ezanının sesi geliyordu.

Bolvadin’den ayrılacağımız güne kadar o zatlara mutfağın penceresinden üç İhlas bir Fatiha okuyup göndermek bana vazife olmuştu. "

iz de hemen o anda valimiz ile birlikte, üç İhlas bir Fatiha okuyarak o zatlara gönderdik. Bilenler bilir. Daha önceleri, Bolvadin Kaymakamlığı'nın lojmanı, Hacı Kalfalı denilen ve Yörük zade Ahmet Fevzi Efendinin metfun olduğu yerin hemen yanındaydı. Tüm Allah dostlarının mekânları cennet olsun. Âmin.

Hasan DOĞRUYOL Ankara 1999

YORUMLAR

  • 0 Yorum