BOLU DÖRTDİVANLI ŞAİR FAHRİ KAYAALP VE YENİ ŞİİR KİTABI YEMİŞENLER TOZMADAN

TAKİP ET

Bolu'nun güzel ilçesi Dörtdivan, şiirin çok okunup yazıldığı yerlerden birisidir. Bolu genelinde tarih boyunca çok sevilen, okunan ve yazılan şiir, Dörtdivan'da hemen her yüzyılda özel bir öneme sahip olmuştur. Memleket, Türk Edebiyatında da isimleri üzerinde önemle durulan güçlü şairler yetiştirmiştir.

        Dörtdivanlılar, o toprakların şiirle ülfetini iyi bilmektedir. Halk genel olarak şairlere sahip çıkmış ve bu konuda yapılacak bir araştırmayı desteklenmiştir. Bu konuda Cevdet Canbulat'ın Dörtdivanlı Hilmî kitabına bakılabilir. Yine halkın kültüre verdiği değer, araştırmalarımızla ve tecrübeyle de sabittir.

Dörtdivan'ın dikkat çeken bir özelliği bugün de önemli şairler yetiştirmeye devam etmesidir. Daha önceki kitaplarımızda biz Dörtdivanlı şairler üzerinde zaman zaman durduk. Bu yazıda Dörtdivanlı Şair Fahri Kayaalp'ten, son şiir kitabı Yemişenler Tozmadan vesilesiyle söz edeceğiz.

Daha önce Bizimkisi Dörtdivan Sevdası ve Sessiz Şehir adlarıyla iki şiir kitabı yayınlanan Fahri Kayaalp'in şiirlerinin en önemli özelliği belli bir yaşanmışlığa dayanmasıdır. Bunlarda derin bir samimiyet kendini hemen belli eder. Yöresinin kültürünü, tarihini, geçmişini, hatıralarını, yayla ve köy hayatını bunlarda dile getiren şairin manzumeleri Bolu ve Dörtdivan için belgesel değere sahiptir. Bunlar Dörtdivan ve Bolular üzerinde de etkili olan, dinleyenleri geçmişe ve hatıralara götüren şiirlerdir.

Şiirlerini genelde sosyal medya hesabı üzerinden paylaşan ve Dörtdivan Dünyası'ndaki köşesinde yayınlayan Fahri Kayaalp'in manzumeleri serbest ölçüden heceye doğru bir seyir takip eder. Son şiir kitabı Yemişenler Tozmadan ise ağırlıklı olarak heceyle yazışmış manzumelerden oluşmaktadır. Kitaba adını veren manzumeden aldığımız bazı dörtlükler aşağıda verilmiştir:

Ben gidiyorum yaylaya,

Yemişenler tozmadan gel.

Başına al yazma bağla ya,

Yüzü telle yazmadan gel.

 

Herkes odasına dağılmadan;

Horozlar daha bağırmadan;

İnekler, koyunlar sağılmadan;

Torba yoğurdu süzmeden gel.

 

Benzim sararıp solmadan,

Verdiğim süre dolmadan,

Bir de heriften olmadan,

Ne kendini ne beni üzmeden gel.

Kayaalp’in manzumelerinde yaşanmışlık duygusu ağır basar. Bu manzumelerinde şairin Dörtdivan’a, köy hayatına, geçmişe, özellikle köy ve yayla hayatına duyduğu derin hasreti de okuruz. Bolu merkezde ikamet eden şairin Dörtdivan için yazdığı bir şiirini okuyalım:

Keklik ile vatan gibi düşün,

Kafesimiz olsan da sevdim.

Ormanlarınla yazın kışın,

Nefesimiz olsan da sevdim.

 

Unuttursan çehre, yüzleri;

Silinmezmiş sıla izleri;

Gurbete atsan da bizleri;

Yine sevdim seni DÖRTDİVAN.

 

Nüfusun bine, yüze düşse;

Ağlayarak gözlerim şişse;

Ateşinde ciğerim pişse;

Yine sevdim seni DÖRTDİVAN.

Ulusu, Eğrice kurusa;

Ne ev ne fabrika kurulsa;

Deli gönlüm sana kırılsa;

Yine sevdim seni DÖRTDİVAN.

 

Değerine değer katsa da,

Seni beş kuruşa satsa da,

Güneş de doğudan batsa da,

Yine sevdim seni DÖRTDİVAN.

 

Kim ne, neler yaparsa yapsın;

İster satsın, isterse tapsın;

Sen bana hem ilaç hem hapsın;

Yine sevdim seni DÖRTDİVAN. 

Fahri Kayaalp’in memleketi Dörtdivan, yayla hayatını bugün de az çok sürdürmektedir. Çocukluğunu yaylalarda geçiren; hayvancılıkla da geçmişte bilfiil ilgilenmiş olan Fahri Kayaalp şiirlerinde köyünün yaylası olan Sümme ve Seyricek yaylalarından zaman zaman bahseder. Yemişenler Tozmadan’da “Seyriceğim” adlı şiirine,

Göçülürken sana, yüklenir yorgan yatak;

Yaylamın eşiği, kapısıdır Kavaklı çatak.

mısralarıyla başlayan şair, köyünün yaylasından ve buradaki yer isimlerinden şu içli mısralarla bahseder:

Sularında tutulur alasıyla karasıyla balıklar;

Seyriceğin arka bahçesi Süğlük ile Baraklar.

Ne kadar çirkin olsa da adınız;

Darılmayın Deller yaylası, Salaklar.

 

Seyricek’e karşıdan bakar Kolankaya;

Yaylamda en yakın odur aya.

Ne araba kalkar ne dolmuş;

Zaten tadı çıkmaz gidilmezse yaya

Kayaalp’in manzumelerinde yayla kültürü ve yayla hayatına özlem zaman zaman işlenmektedir. “Yayladan” şiirinde Dörtdivan’da hâkim yayla hayatı ve bu kültür içinde öne çıkan kelimeler başarılı bir şekilde ele alınmıştır:

Koyunu kırktım arttım darabaya;

Yayladan selamlar bayana, baya;

Çoluk çocuk dolardık, arabaya;

Geçerdik yaylaları saya saya.

 

Yıkadım yünleri serdim avlâya;

Koyunları bir bir dereye attım.

Açtım elimi yalvardım Mevlâ’ya;

Bir şüküre bin şükür daha kattım.

 

Çayırda at otlar, bayırda kuzu;

Her biri başka güzel hayvanların.

Odun çeker sırtında köylü kızı;

Her biri başka güzel o anların.

Yergi dilini de şiirlerine gayet başarılı bir şekilde yansıtan Kayaalp’in manzumelerindeki kafiye örgüsü oldukça dikkat çekicidir. Yukarıda üzerinde durmaya çalıştığımız gibi bu manzumeler ve bunlardaki kafiye ve redifler bir yaşanmışlığa, tecrübeye, hatıraya ve kültüre dayanan yerel yaşamın kendisinden izler taşır. Bu şiirler genelde Bolu’nun, özelde de Dörtdivan’daki sosyal hayatın yansımalarını kendinde barındırdığı için belgesel değere sahiptir. Hiç şüphesiz zaman geçtikçe kaybolan değerlerimizle beraber Fahri Kayaalp’in manzumelerini sosyal araştırmalara birer veri sunan belge olarak da okuyacağız. Bu anlamda yaşadığı memleketin değerlerini, geçmişe duyduğu derin hasreti, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını, yayla ve köy hayatını manzumelerine taşıyan Dörtdivanlı Şair Fahri Kayaalp’in bundan sonra kaleme aldığı manzumeleri de şüphesiz ilgi ve sevgiyle okunacaktır.

Fahri Kayaalp, Yemişenler Tozmadan -Şiirler-, Ankara 2025, s. 8.

Fahri Kayaalp, Yemişenler Tozmadan -Şiirler-, Ankara 2025, s. 38-39.

Fahri Kayaalp, Yemişenler Tozmadan -Şiirler-, Ankara 2025, s. 72.

Fahri Kayaalp, Yemişenler Tozmadan -Şiirler-, Ankara 2025, s. 66.