Ömer Mazi'nin Side tutkusu romana dönüştü: "Side'de Gün Batımı"
Gazeteci-yazar Ömer Mazi'nin 6. kitabı 'Side'de Gün Batımı' raflarda yerini almaya hazırlanıyor. İki yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitap, ekim ayında tüm kitap platformlarında okuyucuyla buluşacak. Mazi ile Side'ye, aşka, tarihe ve kitabın hikâyesine uzanan bir röportaj gerçekleştirdik.
“Side’ye bir borcum var”
“Side’de Gün Batımı” sizin için ne ifade ediyor?
Ömer Mazi: Kesinlikle Side’ye olan borcum diyebilirim. Manavgat’ta gazetecilik yapmadan önce Side’den Kuşadası’na kadar turizm sektöründe çalıştım. 1994 yılında Manavgat’ta muhabir olarak başladığım gazetecilikten sonra Antalya’ya gittim ama Manavgat ve Side her zaman benim için vazgeçilmez bir tutku oldu.Bu öyle bir tutku ki kızımın adını bile Side koyacak kadar seviyorum.Side, sadece deniz, güneş ve kumdan ibaret bir tatil cenneti değil. O antik taşların arasında binlerce yıllık yaşanmışlıklar, imkânsız aşklar ve hep bir hüzün barındırıyor. Bu nedenle uzun zamandır Side için bir kitap yazmak istiyordum.
“Side beni çağırdı”
Kitabın fikri nasıl ortaya çıktı?
Ömer Mazi: Aslında beş yıl önce ortaya çıktı. Kitabın adı “Side’de Balayı” olacaktı. Sonra başka bir şey yaptım ve “Gizemli Şehirde Balayı” adıyla o kitabı Afyon için yazdım.Ama Side için mutlaka bir şey yapma isteğim hiç eksilmedi. Daha sonra “Gizemli Şehirde Balayı”nın devamı olarak “Side’de Gün Batımı”nı yazmaya karar verdim. İki yıllık bir çalışmanın ardından kitap nihayet tamamlandı ve matbaa aşamasına geldi. Şu anda son okumaları yapılıyor. Ekim ayında da raflarda yerini alacak.
“Okuyucu ‘Side’ye gidelim’ diyecek”
“Side’de Gün Batımı” nasıl bir hikâye anlatıyor?
Ömer Mazi: “Side’de Gün Batımı” tutkulu bir aşkı anlatıyor. Kitabın başkahramanı Edis. Dikkat ederseniz Side’nin tersten yazılışı Edis. Edis ile Sibel’in tutkulu aşkını anlatan bir kitap.Onlara Can, Harika, Dilara ve Ferit eşlik ediyor. Altı kişilik bir ekibin Side’ye tatile gelmesini ve her gün Manavgat ile Side’nin farklı tarihi ve doğal güzelliklerinde yaşayacakları maceraları romantik komedi tarzında anlatıyor.Okuyucu bu kitabı okuduğunda, “Hadi Side’ye tatile gidelim” diyecek.
“Edis ve Sibel’in aşkı Side’de devam ediyor”
Edis ve Sibel’in aşkını nasıl şekillendirdiniz?
Ömer Mazi: “Side’de Gün Batımı” her ne kadar tek başına bir hikâyesi olsa da aslında bir devam kitabı. “Gizemli Şehirde Balayı” da aynı ekibin maceralarını anlatıyordu.
Orada, kitabın ilk bölümünde aslında birbirinden nefret eden iki kişinin daha sonra âşık olmasıyla başlayan fırtınalı bir macera var. O macera Side’de devam ediyor.Gün batımı, gün doğumu, rafting, Oymapınar Baraj Gölü’nde tekne turu, Manavgat Irmağı turu, Apollon Tapınağı… Birçok yerde unutulmaz anlar yaşıyorlar.Kitabın büyük bölümünde macera, romantizm ve komedi var. Ancak finalde biraz dram var. Sanırım okurken gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz.
“Gün batımı, aşklarının da sonunu anlatıyor”
Kitabın adındaki “gün batımı” neyi simgeliyor?
Ömer Mazi: Gün batımı, doğanın en muazzam ama aynı zamanda en hüzünlü tablosudur. Güneş batarken gökyüzü kızıl ve altın sarısı bir ihtişama bürünür; ancak ardından geceye, yani o keskin yalnızlığa teslim olur.Romanın finalinde Edis ve Sibel’in yaşadığı büyük aşk ve acı dolu kırılma da tam olarak budur.Ancak şimdi orasını anlatamam. Beklenmedik bir son var. Gün batımında ne olduğunu okuyucu görecek.
“Aşklarını sınırsızca yaşamak istiyorlar”
Side’nin tarihi atmosferi Edis ve Sibel’i nasıl etkiliyor?
Ömer Mazi: Sibel ve Edis, hayatlarında daha önce evlilik yaşamış ama ayrılmış iki kişi. Kalbi kırık ve yaralı iki insanın yeniden hayata tutunmasını ve âşık olmasını anlatıyor.Birbirlerine o kadar tutkulu bir aşkları var ki ekipteki diğer kişilerle, hatta Sibel’in kardeşi Harika ile bile zaman zaman ters düşüyorlar.Aşklarını sınırsızca yaşamaya çalışan iki âşık bunlar. Şöyle söyleyeyim; her günü hayatlarının son günü gibi, dolu dolu ve sınırsızca yaşamak istiyorlar. Ve öyle de yapıyorlar.Nedeni finalde ortaya çıkıyor.Evet, Apollon Tapınağı’nda sürpriz bir nikâh töreniyle evleniyorlar. Tam da Side’de gün batarken…
“Finali yazarken ben de ağladım”
Finali yazmak sizin için zor oldu mu?
Ömer Mazi: Başta söylediğim gibi Side için bir kitap yazmaya karar vereli yaklaşık altı yıl oldu. Beş yıl önce “Side’de Balayı” diye bir hikâye oluşturdum. Ama olmadı. Onu “Gizemli Şehirde Balayı” olarak yaptıktan sonra Side beni adeta çağırdı. Neredeyse rüyalarıma girdi.İki yıl önce “Side’de Gün Batımı” diye yeni bir hikâye kurdum. Romantik komedi ve macera tarzında bir kitap oluyordu.Sonra bir gece, sabaha karşı saat 03.00’te uykumda kitabın finali aklıma geldi. Kalkıp cep telefonundan aklımdakileri yazdım. Sabah olduğunda kitabın sonunu yazmıştım. Sonra yeniden başa dönüp ara bölümleri yazdım.Evet, finalini yazarken her seferinde ağladım. Kaç kez yarıda bırakıp yeniden döndüm. Final beni çok üzdü. Onun için en çok orada zorlandım.
“Bu kitap Side’ye bir davet”
Kitap bittiğinde okurun elinde ne kalacak?
Ömer Mazi: Güneş battıktan sonra geriye o muazzam karanlık, Apollon’un sütunlarına vuran yakamoz ve yürekte sızlayan bir ad kalır.Okur bu kitabı kapattığında şunu hissetmeli: Hayat ne kadar acımasız ve bitirici olursa olsun, yaşanmış büyük bir aşk ve çekilen acı, insanın ruhunu olgunlaştıran en büyük hazinedir.Edis ve Sibel kavuşamadılar belki ama o gün batımında birbirlerinin hayatında silinmez birer iz bıraktılar.Okur bu kitabı bitirdiğinde gözyaşlarıyla birlikte derin bir arınma yaşayacak. Çünkü bilir ki geriye kalan hüzün bile sevmenin bir bedeli ve onurudur.Bir de kitabı kim nerede okursa okusun, mutlaka bir sonraki tatil planı Side’de bir otel olacaktır. Onlar da Sibel, Edis ve diğerlerinin yaşadıkları o macerayı yaşamak isteyecekler.Bu kitap sadece bir aşk romanı değil. Sadece Sibel ve Edis’in hikâyesi de değil.Bu kitap aslında tamamen Side’nin tarihi ve turistik güzelliklerini gözler önüne seren, okuyucuyu Side’de tatil yapmaya çağıran, davet eden bir kitap.Bu kitap benim Side’ye olan tutkumun bir eseri.