Yazı Detayı
13 Ocak 2016 - Çarşamba 00:26
 
Anılar Atıklarımızmış
 
 

En başa dönmeyi ister misin? Anılar atıklarımızmış. Okumuştum bir yerlerde. Kalmış aklımın atıklarının biriktiği yerde. Önce garip gelse de sonra mantıklı yanlarını bulmaya çalıştım. Her şeyin başına dönmek isteyen akıl galiba. Onu da kendi haline bırakırsan vay haline. Ama unutmaya çalıştıkça çoğalıyor anılar. Anılarımdaki sana, anılarındaki bana bir baksana.

Başka bir yerde başka şartlarda karşılaşmış olsaydık bugün birikenlerden daha farklı olacaktı anılarımız. Ya daha çok severdim seni ya da kenarda beni sevdiğini bildiğim bundan mutlu olduğum biri olarak kalırdın. Hangisini tercih ederdim acaba. Nasıl sevilmek istediğini benden daha iyi bilen olmaz diye düşünüyorum ya belki de ben bilmeyecektim. Hatta sevmeyi öğrenmemiş bile olabilirdim. Hala sevemiyor olabilirim. Kilitleniyor duygularım bazen denizin dibine cinayet silahı gibi atılan bir anahtarla. Bu bulantıdan neden kurtulamıyorum ki?

Bendeki suretini saklamaya çalışıyorum bilmem anlayabilir misin bunu? Garip ama çok inandığım gerçeğimsi düşlerimin en özel yerindesin. Başına inzibat gibi diktiğim korumalarım var uyku kaçkını seni kollasınlar, kaybolma diye yüzümden. Yıllar da geçse değişmeyecek bu durum. Ak düşmüş saçlarım, bükülmüş belim ve yavaşlayan zihnimle seni sevmeyi, senli duyguları sahiplenmeyi sürdüreceğim hep. Suretini silmeyeceğim ömrüm oldukça sol yanımdan. Gamzelerinin izini hayalimde yerleştirdim olması gereken yere arada bir okşayıp kan uykulardan uyandıracağım seni neden uyandığını bilmeyip elini yüzünde gezdireceksin ben duyumsayacağım ellerinin sıcağını. Senin anlam veremediklerinle ben huzurlu bir sevdanın keyfini süreceğim seni en baştan sevmeyi becerebilirsem.

Geçen zamanın içinde bazı kesitlerde başkaları olsa da; direksiyonunda benim olduğum otomobilin sağ koltuğunda yerin baki olacak bilebilsen bunu, aklına yerleşebilmiş olsa keşke. Ama unutmadan söylemeliyim en baştan sevebilirsem, sevmeyi öğrenebilirsem taa aşkın tarihçesinin yazıldığı yıllardan bir kez daha başlayabilirsem sana da öğreteceğim yüzünde bir sevgiliyi saklamanın inceliklerini. Anılarımız çok farklı olacak işte o zamanlar.

Birbirimize göç edeceğimiz ana kadar böyle ister kabul et ister etme. Ben sana sen bana akacağız yatağı belli olmayan nehirler gibi.

Törpülenerek, acı vermeden azalıyorsa, azaltılabiliyorsa fazlalıklar kâr kabul edilmeli ömrün geçen her günü için. Neleri biriktirmiyoruz ki. Çok değil bir hafta, bir ay öncesine dönsek ne kalmış geriye o zamanlardan diye küçük bir bumerang hareketi yapsak. Ya çok şey ya da hiç bir şey. Kalabalık olduğumuz anlara gidersek biraz acı, biraz hüzün geçici bir buruklukla hatırlayıp derin iç geçirmelerin ardından albümlere ya da sararmaya yüz tutmuş kâğıtlara koşacağız kuşkusuz. Yapmıyor muyuz sanki? Hepimiz yapıyoruz bunu. İki damla gözyaşı bazen acı bir gülümseme ile eski yerlerine sarıp sarmalayıp kaldırıyoruz bir daha ki duygu selimize, canımızı yakan yaşanmışa ya da özlemin tavan yapacağı noktaya kadar. Bizden, sizden, benden, senden sonrası ne olacak peki. Düşündünüz mü hiç? İlk defa düşündüm bunu. Düşündük ve artık bir şeyler birikecekse eğer yerini, yerlerini değiştirdik. Böylesi daha sakin, daha makul ve sanki daha kendimizce olacak...........

FERDA YALÇIN 
 
Etiketler: Anılar, Atıklarımızmış,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bizim Gazete
2.Lig Beyaz Grup
Afyon Nöbetçi Eczaneler
Afyonkarahisar Merkez Nöbetçi Eczaneleri
Anketler
Afyon Voleybol takımı Efeler ligine çıkarmı ?
Arşiv
Haber Yazılımı